The Man Without A Face (Film Okuması) Bölüm: 2

Manipülasyon ve Sinema Dosyası: Pedofili Bölümünden "The Man Without a Face" Filminin Detaylı İncelemesi. Filmi İzlemeden Okumayın Ağır Spoiler İçerir.


8
6 Paylaşılanlar, 8 puan

 Bu tanıtım ve seyirciyi algısal olarak yönlendirmeye yarayan küçücük sahneden sonra Charlie’nin McLeod’a şiir okuduğu sahneye geçeriz. İngiliz romantizminin kurucusu William Wordsworth’un aşk şiirini okumaktadır. Ama McLeod memnun değildir, daha duygulu olmasını beklemektedir. (Nasıl da adım adım gidiliyor, küçük üvey kız kardeşin sorusu, üzerine şekle takılmama sahnesi, şimdi de çocuğa aşk duygularını tanıtma…) Sonra McLeod beğeneceğini umduğu bir şiir kitabını Charlie’ye verip onu eve yollar.  

Charlie evde bir yandan kendisine yemek hazırlarken diğer yandan McLeod’un şiir kitabını kurcalar, bu esnada kitaptan bir fotoğraf düşer. McLeod öğrencileriyle bir kupa kaldırıyordur. Mutludur, yüzü yanık değildir ve bir öğrencisi onun yanında elini omzuna atmıştır. Charlie’nin ablası erkek arkadaşıyla gelir. Charlie ile ablası atışır. Charlie şiir kitabını alıp, tuvalette hayranlıkla okur. (McLeod, bir çocuğu nasıl etkileyeceğini ve ilgi alanları ile eğitebileceğini çok iyi bilmektedir.)

Ertesi gün Charlie hemen McLeod’a kitabı geriye götürür. Çünkü Charlie’ye göre evdeki  meraklı gözler McLeod ile olan ilişkisini irdeleyebilir, McLeod’a gittiği ortaya çıkabilir. McLeod, Charlie’ye neden kitabı getirdiğini sorduğunda Charlie, “Sana Gloria(üvey abla)yı anlatmıştım ya.” diye cümleye başlıyor. Burada seyirciye verilmek istenen mesaj McLeod ile Charlie’nin ilişkisinin sadece bir parçasına ekrandan şahit olduğumuzdur. Onlar kendi aralarında seyircinin de göremediği bir iletişime sahiplerdir. 

McLeod, Charlie’nin Gloria’dan gelecek tepkiden çekinmesine kızar. "Ailene benimle görüştüğünü söylemedin mi?", diye sorar. Charlie söylememiştir. Sebebini de söylediğinde annesinin gelmesine asla izin vermeyeceğini belirterek açıklar. McLeod ise, annen istemezse sen de gelemezsin o zaman, diyerek Charlie’nin önünü keser. Charlie içeri  girmek için diretir. Ama McLeod sınava girmesine izin veren annesinin ders almasına neden izin vermeyeceğini anlamamıştır. Charlie, ise sebebin McLeod’un kendisi olduğunu söyler. (Seyirciler için özellikle incitici gelen bir konuşmadır bu.) McLeod’a dönerek, “İnsanlar tanımadığı şeylerden korkarlar, sizi tanımıyorlar.” diyerek yaşından büyük bir cümle kursa da McLeod’u ikna edemez. McLeod, sorumluluk alması gerektiğini ve annesi ile kendisini ikna etmesi gerektiğini söyleyerek Charlie’yi yollar. 

Charlie eve geldiğinde ablası Gloria ile annesini konuşurken görür. Ses çıkartmaz ve ne konuştuklarını dinler. Gloria Charlie’den yakınmaktadır. Annesinden daha sert olmasını ister. Annesi de, “Babasının durumunu biliyorsun biraz daha anlayışlı olmalıyız.” diyerek  Gloria’yı sakinleştirmek istese de Gloria,  "Kötü rüyalar gören bir tek o değil” diyerek seyirciye babasında bir gariplik olduğunu, Gloria’nın da (Seyirciyi özellikle üvey baba, kabus, bir zamanlar aşırı sevgi gibi pedofili düşüncelerine iter.) Gloria'nın söylediklerini gizlice dinlerken…Charlie’nin de travmatik bir geçmişi olduğunu sadece Charlie’nin bunları hatırlamadığını gösterir. Charlie de ablası ile annesinin bu konuşmasını duyduktan sonra annesine McLeod olayını anlatmaktan vazgeçer. 

Ertesi gün Charlie soluğu yine McLeod’un evinde alır. McLeod’un atını tımar etmekteyken McLeod çıkıp gelir. McLeod’a annesini ikna ettiğini söylese de McLeod inanmaz gözlerle bakar. Bu sefer cebinden bir telefon numarası çıkartır. Bir sorun olduğunda araması için annesinin bu telefonu verdiğini söyler. (Charlie yalan konusunda profesyonelleşmiştir.) Her sabah atını kaşıyabileceğini söyler. McLeod’u ikna edebilmiştir bu yalanıyla. Ona, “Sırtımı  kaşı ben de atınınkini kaşıyayım.” diyerek faydacı yaklaşımını gösterir. Hemen bu sahneden Charlie’nin venedik tüccarı okumasına geçeriz. (faydacılık demişken) Seçilen pasajı okurken Charlie’nin role girememesinden hayıflanan McLeod Charlie’nin kaldığı yerden devam eder. “Yahudinin gözleri yok mu? Yahudinin elleri, azaları, duyuları, sevgileri, arzuları (!) yok mu? Onun karnı da aynı yemekle doymuyor mu? Ya aynı silâhlardan o acı duymuyor mu? Aynı hastalıklara o da tutulmuyor mu? Aynı ilâçlardan o iyilik bulmuyor mu? Bir Hıristiyan kadar aynı kışın soğuğu, aynı yazın sıcağı ona dokunmuyor mu? Bizi gıdıklarsanız gülmez miyiz acaba? Bizi yaralarsanız akmıyor mu kanımız? Bizi zehirlerseniz çıkmıyor mu canımız? Ya siz bize haksızlık ederseniz biz hıncımızı almaz mıyız?” diyerek bize toplumdan dışlananları, önemli olanın insanın dışında olanlar değil içinde olanı sevmek gerektiğini hepimize öğretir. Etiketler önemli değildir. Önemli olan insan olduğumuzu unutmamaktır. (Güzel bir mesaj gibi görünse de altta yatan nedenler o kadar masum olmayabilir. Öncelikle Yahudilikle alakalı Hollywood’un en sevdiği Shylock pasajının kullanılması, Yahudilere bir göz kırpış, ötekileştirmenin, etiketlemenin yanlışlığı üzerinden LGBT duruşlarına bir göz kırpış gibi gözüküyor. Burada tartışılması gereken şey doğru olan bir şey, yanlışa götürmek için kullanılabilir mi? sorusu olacaktır. Şüphesiz doğru sözler ama varacağı noktayı hesaplamak gerekli mi?) tabi oyun devam eder. Charlie heyecanla oyuna eşlik eder. McLeod ise oyunu en heyecanlı yerinde durdurur ve artık geç olduğunu belirtir. Charlie eve dönmek istemez, oyunu merak etmektedir ama McLeod, “Gerisini yarın öğreneceğiz, yarın ve yarın ve yarın…Sefil Charles E.” diyerek Charlie’yi eve yollar. (Her gün Charlie artık McLeod’a gitmek zorundadır. Birisini kendine bağlamanın güzel bir yolu olarak değerlendirilebilir. Charlie’nin zaten oyun esnasındaki ve sonraki hallerinden onun ne kadar mutlu ve McLeod’a karşı sevgi dolu olduğunu seyirci hemen fark eder.) 

Charlie eve gittiğinde annesi koltukta oturup kitap okumaktadır. Okuduğu kitap seyirciye gösterilir. (B.F’s Daughter kitabı ailesi ile erkek arkadaşı arasında kalan bir zengin kızın hikayesidir.) Charlie, heyecanla annesine Shakespeare’i bilip bilmediğini, Venedik Taciri’ni okuyup okumadığını sorar. Charlie’nin ne kadar heyecanlı olduğunu görürüz. Seyirci Charlie’yi McLeod’un ne kadar etkilediğini sezinler bu sahne sayesinde. Annesi de bu heyecana şaşırır ve bütün meseleden haberdar olan küçük üvey kız kardeşe, “Bu uyuşturucu falan mı kullanıyor?” diye hayıflanır. Küçük üvey kız uzun zamandır gösterilmemektedir ancak bu sahneden anladığımız kadarıyla yakında bir rol üstlenecektir. 

Ertesi gün her zamanki gibi  Charlie, McLeod’un evine gider. McLeod da atı tımar etmesini istemez, hemen oyuna geçmek ister. Tabiki sabahtır eve giderken ama evin içinde oyunu oynarlarken yine romantik, mum ışıklı, karanlık atmosfere geçiş yaparız. Bu atmosferde McLeod tiradı yaparken zoom in yapa yapa Charlie’nin konuya değil McLeod’a hayran hayran odaklanmasını izleriz. (Bu sahnede gerçekten tam bir hayranlıkla bakış vardır.) 

 Bir sonraki sahnede de  Charlie hemen gidip Shakespeare’in Macbeth’inin çizgi romanına bakar. Macbeth’in krala ihanet edip onu bıçakladığı sahneye dikkat kesilir. Derken bir önceki sahnenin aşk dolu bakışlarını yumuşatmak isteyen senaristler çizgi roman dükkanına iki tane kız sokarlar. Charlie, kızlara bakar, bir yandan da gözüne Playboy dergisi ilişir. Kötü düşünceler geçirmektedir aklından. Kızlar selam verdiğinde Charlie’nin ilk dediği şeyin “özür dilerim” olmasından anlar seyirci bunu. 

Charlie, Mcleod ile ders çalışırken hemen McLeod’a bu olayı açar. “Efendim” der Charlie, “Kadın ve erkeklerin birbirlerini neden etkilediklerini hiç merak ettiniz mi?”. McLeod, çekincesiz “Buna seks denir Nordstadt” der ve “Senin sınavında yok.” diye ekler. Charlie “O anlamda değil, neden bu kadar zor?” diye sorar. McLeod ise “Kendimi çocuklara platoniklik konusunda (!) bir şey anlatırken hiç düşünmedim.” der. Charlie, “Neden hiç evlenmediniz mi?” diye sorar. McLeod’un yüzü ekşir, “Uzun zaman önceydi.” der. “Yine de kendimi bu konu hakkında tavsiye verebilecek yetkinlikte görmüyorum.” Mcleod sonra tabiki kadın erkek ilişkilerinde cinsiyetçi bir söylem ile kadınları aşağılar. (Zira kendisi orjinal kitapta eşcinseldir.)

Bu kadar yakınlaşmışken McLeod’a kafasındakileri sormaya başlar Charlie. “Porno mu yazıyorsun?” Bu soru nedense McLeod’u çok eğlendirir ve Charlie’ye sanat yoluyla para  kazandığını gösterir. Charlie’nin Mcleod’un kendisini çizdiği bir portreye takılır. Portrede McLeod’un yanık yüzü kırmızıdır, diğer yüzünde ise kan ağlıyor gibi bir ifade vardır. Charlie üzüntüyle McLeod’a bakar, McLeod rahatsız olur ve ortamdan kaçmak ister. Çünkü o resim onun ruh halini çıplak bırakmıştır. Charlie, yarasının nasıl olduğunu sorar. McLeod ise bir trafik kazasında olduğunu anlatır. Charlie, “Üzgünüm” der. McLeod ise, “Ben de üzgünüm ama bunun için değil(yarasını işaret ederek) yanımda ölen bir çocuk vardı.” der.  Bu üzüntü dolu, McLeod’a sempati besleten sahnenin hemen ardında, McLeod ile Charlie’nin tarihi savaşları oynadıkları bir bölüme geçeriz. McLeod tarihi Charlie’ye bu şekilde oyunlaştırarak öğretmektedir. Charlie, birden McLeod’a, “İnsanlar kazada ölür, bir önemi yok. Benim için bir önemi yok.” şeklinde konuşunca Mcleod aşırı bir tepki verir. (Bu tepki seyircinin kafasını karıştıracak kadar şiddetlidir. Çünkü anlayış ve irfan sahibi McLeod birden onu anladığını ve önemsediğini gösteren bu konuşma karşısında agresifleşir. Bu agresifleşmenin temelinde McLeod için ölen çocuğun değeri yatmaktadır. Önemli olan çocuğun kazada ölmesi değildir, ölenin “o çocuk” olmasıdır. Tabi ki dikkatli seyircinin gözünden kaçmayacak bir duygusal detaydır.) 

Charlie, Mcleod’un tepkisinden incinmiştir. Her incindiğinde yaptığı gibi intikamını  alacaktır. Öfkeyle tekneye binip giderken Charlie arkadaşlarını ve çizgi roman dükkanında karşılaştığı kızları görür.  Kızları görür görmez de rotasını oraya çevirir. (Charlie’nin kızlardan hoşlandığı eşcinsel olmadığı vurgusunun yanısıra, sevgilisine öfkelenen bir adamın sevgilisini aldatması klişesini de alttan alta seyirciye vermektedir ne yazık ki.) Arkadaşlarının McLeod’a gittiğinden haberi vardır.(Küçük üvey kız kardeş yumurtlamıştır) Charlie de hemen McLeod’u satar, onun özelini anlatır. 

Tabiki Charlie bunu yapar yapmaz pişman olur. Sevdiğine ihanet eden Charlie kötü  kabuslar görmeye başlar. Bu kabus McLeod’un kapıya dayanıp "Kimlere ne anlattın seni piç kurusu, aşağıya in diye bağırması”dır. Ama Charlie adamın yüzüne baktığında o kişinin McLeod olmadığını görürüz. Başka bir yüzdür. (Bu kısımı daha sonra anlayacağız.)Uyanır ve  ağlar. Sabah aşağıya indiğinde annesini Profesör ile öpüşürken görür. Gözünde güneş gözlükleri vardır. (Ağladığını da gizleyecektir. ailesinden her şekilde McLeod olayını gizlemeye kararlıdır.) 

Charlie “kendinizi toparlayın” dedikten sonra annesi ile Prof. Carl evlenme kararlarını açıklarlar. Charlie elbetteki hiç oralı olmaz. Çünkü annesinin evliliklerine alışmıştır. Gloria da sadece bikini üstüyle kahvaltıya indiğinde annesi “Evde çıplak dolaşma, kendine gel.” der. 

(Anne ile kızın üvey baba üzerinden  kıskançlık ve seksüel imada bulunması rahatsızlık vericidir. Çünkü Gloria üzerinden senaristler karanlık bıraktıkları noktada Charlie’nin babasına duyduğu aşırı nefreti bu şekilde sezinlememizi istemişlerdir.) Müstakbel üvey baba da kıza dönüp “Sevginizi göstermekten çekinmeyin.” der. Bu sözü Charlie’ye ya da diğer kıza değil direk Gloria’ya söylemesi özellikle senaristler tarafından planlanmış gibidir. Gloria’da, “Burası benim evim.” der ve ters bir bakış atarak kahvaltı masasına oturur. Küçük üvey kız (cinsel liberalizmi simgeleyen) hemen yeni üvey babasının kucağına atlar. Bakışlar yine saçma sapandır ve direk adıyla hitap ederek, “Beni de  yanınızda götürsenize, Carl?” der. Carl, hepsini davet eder. Çünkü yeni bir ev bakacaklardır.Sevginizi göstermekten çekinmeyin çocuklar… Hepsinin olması iyi olacaktır ama Charlie sınava hazırlanmak ve kedisine bakmak(kedinin kimi temsil ettiğini hatırlayalım), Gloria da öz babasına gideceğinden gelemeyecektir. Aniden kavgaya tutuşur kardeşler, (özellikle de kedi yüzünden) ortalık karışır.  Gloria, Charlie’yi ima ederek, “Onun arkaplanını biliyorsun bir şeyler söyle.” der(Bu arkaplan meselesi senaristler tarafından baya işlenir. Özellikle seyirciye söylenmez ki seyirci filme yapbozun eksik parçası için ısrarla devam etsin.) Carl da şaşkınlıkla izler.

Charlie soluğu McLeod’un evinde alır. McLeod, dün olanlar için özür diler. Charlie ise utanç içindedir ve acilen konuyu kapatmak ister. Derse dönerler. 

Evde Gloria, Gloria’nın erkek arkadaşı, müstakbel üvey baba ve anne scrabble(kelime oynu) oynamaktadırlar. Gloria’nın erkek arkadaşı imalı imalı “yatak” yazar. Gloria da “f” ile  başlayan bir kelime… “F de çift puan var..” (ingilizce bilenler herhalde imayı anlamışlardır. Ben yazmayacağım) sonra F’yi, “freak(ucube)” olarak yazar. Adamın yüzünün nasıl yandığını öğrendiğini söyler. Charlie çok utanır. Küçük üvey kız kardeş de Charlie’ye bakar ve annesine, “Anne sana bir şey söylemem lazım.” der. Charlie hızla gelip kimse görmeden kızın kafasına vurur ve "Oyun nasıl gidiyor, kim kazanıyor?” der. Ancak Gloria şüpheli şüpheli Charlie’ye bakmaktadır. 

Charlie, arkadaşının evinde kalacaktır. Bu yüzden annesi ile alışverişe çıkarlar. Yük olmaması için konserve alacaklardır. Charlie bir yığın fasülye alır ama annesi karşı çıkar “Seni bu kadar fasülye ile gönderemem, buna ne dersin?” diye elindeki başka bir konserveyi gösterir. Charlie ise, “Ama ben fasülye seviyorum.” der. (Verilen mesaj açıktır. annesi Charlie’yi ve onun sevip sevmediği şeyler konusunda bihaberdir.) Akşam geç saattir ve McLeod geç saatlerde gelip markete alışveriş yapmaktadır. (toplumdan izole yaşantı) Tabii bu Charlie için korkunç bir durum olur. Çünkü annesi konusunda McLeod’a yalan söylemiştir ve annesi de durumdan bihaberdir (Bihaber olmak kadının doğasında var.) bu yüzden Charlie panikler. Kendisini saklamak ister. Çünkü McLeod annesini tanımamaktadır. Eğer Charlie’yi görmezse muhabbet açılmayacaktır. 

Bir sonraki sahnede Charlie’nin ailesi gider. Charlie’ye bira teklif ederler. Charlie de gülümseyerek kabul eder. (Bu sahnede de Charlie’nin özgür kalma istencine bir vurgu yapmışlardır. Charlie için ailesi sıkıcı ve bunaltıcıdır. ) 

Charlie bu sefer McLeod ile ormanda dolaşmaktadır. Latince çalışırlar diğer yandan. Ormanda ilerlerken iki avcı adam ile karşılaşırlar. Avcılar garip garip bakar. Charlie koruma içgüdüsüyle avcılara hakaret eder. ( McLeod’a duyulan sevginin gücünü görürüz burada. Ayrıca avcıların garip bakışlarının sebebi sadece McLeod’un yüzü müdür yoksa bir çocukla ormanda ıssızlıkta dolaşması mıdır?  Bu da seyirciye kalmış.)  McLeod bundan sonra Charlie’nin bir şeyler sakladığını fark edip, Charlie’yi sıkıştırır. Charlie de hemen ona ihanet ettiğini ve araba kazası olaylarını birilerine anlattığını söyler. McLeod düşündüü kadar sert tepki vermez bu ihanete. Sadece Charlie için insanların ya iyi ya kötü olduğunu, onun orta noktası olmayan bir çocuk olduğunu düşündüğünü belirtir. (McLeod’un kızmasının zaten bir anlamı yoktur. Çünkü kasaba halkının gerçekleri duyması dedikodu yapmasından daha yeğdir zaten.) 

 McLeod ile Charlie zirveye vardıklarında McLeod, Charlie’nin portresini çizer. (Romantizm yine doruklardadır. Doruk derken mecaz değil. Hakikaten doruk..) Bu esnada konuşurlar. Okuldaki arkadaşları Charlie’nin garip olduğunu düşünüyorlarmış. (McLeod sen ilginç bir çocuk olduğundan diye karşılar bunu.) Doruktayken…Babasının nasıl öldüğünü merak ediyormuş, aslında en başta ona babam pilot derken yalan söylemiş vs. Charlie, deli olduğunu düşünmektedir. McLeod da ona “sen deli değilsin, kurnazsın” der. Charlie, McLeod’a herkes bana kafayı yemiş gözüyle bakarken sen beni dinliyorsun” der. (McLeod, özeldir çünkü. Sanki başka şansı varmış gibi.) 

Ertesi gün Charlie deneme sınavı olur. Deneme sınavından sonra McLeod’dan sonuçları hemen söylemesini istese de McLeod “İşim var yarını bekleyeceksin.” ayağına girip Charlie’yi postalar. Ardından da heyecan içinde koştur koştur sınavı okur. 

Charlie eve dönüş yolunda polis ile  karşılaşır ve polis ona ,geceleri burada bisikletle dolaşanın o olup olmadığını, McLeod’un yanından mı geldiğini sorar. Ancak Charlie soruları geçiştirir ve eve gider. 

Ertesi gün McLeod onu arabasında beklemektedir. Charlie’ye 84 aldığını söyler, Charlie çok sevinir. Arabaya  atlamasını söyler. (Bu sefer McLeod’un arabasındaki çocuk Charlie olur.) McLeod kemerini bağla demeyi unutmaz. 

McLeod, Charlie’ye bir sürpriz hazırlamıştır. Charlie’nin uçaklardan ne kadar hoşlandığını ettikleri seyircinin görmediği muhabbetlerden bilen McLeod, Charlie’ye deniz uçağında bir tur ayarlamıştır. Charlie’yi çok mutlu etmiştir bu durum. 

Dönüşte Charlie heyecanla uçaktaki maceralarını aktardıktan sonra McLeod’a hayranlıkla  (Ben diyeyim hayranlık siz deyin başka bir şey.) bakar. Bu bakışı gören McLeod, Charlie’ye “Ne? Brigitte Bardot’un mu kullandığını düşünüyorsun?” (McLeod, bu bakışın bir erkeğin bir kadına arzuyla bakması olduğunu fark etmiştir.) Burada hızlı bir dönüş yapılır ve Charlie, “hayır, artık yaralarını göremiyorum”der. (Charlie’ye göre artık McLeod’un biçimsel özellikleri anlamını yitirmiştir. Tehlikeli noktalar ne yazık ki.) Charlie, “Peki sen?” diye sorar. McLeod “Benim için durum farklı.” der. Charlie, “Hiç estetiği denedin mi?” diye sorar. McLeod ise düşündüğünü ama denemediğini söyler. Charlie, “Kız kardeşim annemden hoşlanıp hoşlanmadığını soruyor?”der. (Halbuki böyle bir soruyu biz hiç duymayız. Aksine küçük kız Charlie’den hoşlanıyor mu diye merak etmişti.) McLeod ise gülerek, “Beni tavan arasına saklar” (Notre Dame’ın Kamburu'na gönderme.) der. Charlie’de “Onu bigudilerden(Profesör Carl’dan bahsediyor) kurtarırsın.” diye karşılık verir.  

Mcleod, Charlie’yi eve bırakır. Çünkü Charlie’nin kediyi beslemesi gerekmektedir. Charlie, kediyi besledikten sonra yukarıdan bir takım sesler duyar ve sesin kaynağına gider. Gloria ile erkek arkadaşı yataktadır. Charlie, birden ışığı açar ve pişkin pişkin sırıtarak “Ne yapıyorsunuz?” der. Gülmeye başlar ve Gloria ile erkek arkadaşını tahrik eder. Hengame çıkar ve Gloria Charlie’ye babası hakkındakileri sırf canını acıtmak adına söyler. “Baban akıl hastanesine kapatılıp kendisini öldüren ayyaş ve tacizcinin tekiydi. Sen de böyle olacaksın”(altyazılı izleyenler için y.n. : altyazıda abusive-tacizci kelimesinin çevirisi hangi akla hizmet verilmemiş bilemiyoruz. abusive’in küfürbaz vs. gibi çevirileri olsa da Gloria karakterinin bunu bu kadar önemsemesi ve Charlie’nin babasına öfkesi doğru tercümenin tacizci olması gerektiğini apaçık ortaya koyuyor.) Charlie, ablasının yalan söylediğini söylediğinde ise Gloria, “Bana inanmıyorsan git annemin elbise dolabına bak.” der ve gider (Charlie’nin rüyasında sarhoş kapıya dayanan adamın yüzünün neden McLeod olmadığı anlaşılır.) Gloria’nın erkek arkadaşı bile Gloria’nın yaptığına şok olur.  

Charlie, annesinin elbise dolabının önünde etrafa saçılmış kağıtların üzerinde iptal olmuş durumdadır. Kendine geldiğinde elbetteki koşa koşa McLeod’un yanına gider. McLeod’u uyandırır ve babasının durumunu kekeleye kekeleye anlatır. Seyircilerin görebildiği kadarıyla ilk sarılmalarını da burada yaşarlar (Babacan bir tavır vardır elbette.) Charlie ağlamaktadır. 

Ertesi sabah McLeod’un kapısına polis  dayanır. Polis, McLeod’a Charlie’nin burada olup olmadığını sorar. McLeod gayet normal, “Evet burda, uyuyor” derken Charlie aşağıya iner ürkek adımlarla ve don atlet şekilde salona iner. (Bu arada trajik olanı, Charlie’yi hep yatakta ve sabah kahvaltısına inişlerde görsek de ilk defa don ile görürüz. Kendi evinde bile asla donla dolaşmayan çocuğun McLeod’un evinde donla dolaştırılmasının sanat yönetmenlerince seçilmesi son derece manidardır.)  Polis de elbetteki bu donlu çıplak  durumdan işkillenir. Charlie’ye “Benimle gelmelisin” dediğinde Charlie bunu reddeder ve McLeod’a sarılır. (Şöyle denebilir: çocuk sevgiyi bulduğu ve güvendiği tek yerde kalmak istiyordur, ya da şöyle de denebilir: sevdiği adamdan ayrılmak zorunda kalan, yasak ilişkiden kopartılan tipik bir klişe kız hareketi.) McLeod ise Charlie’ye gitmesini söyler. “Zorundasın” der. (Zorundalık, yasadışılık olmasa kalabileceği mesajını bilinçaltımıza hemencik gönderirler.) “Her şey yoluna  girecek” diye de ekler. (Bilirsiniz bu cümleyi duyduğumuzda hiçbir şey yoluna asla girmeyecektir böylelikle filmin dramatik yükselişine başlarız.) Charlie de inanır, gider. Ancak McLeod arkalarından derin bir iç çeker. 

Şerif, arabada Charlie’nin neden ona geçen gün yalan söylediğini sorgular. Charlie’nin o yalanı durumu daha da şüpheli hale getirmiştir. Charlie’ye, “Öğretmeninden hoşlanıyorsun değil mi?” diye sorar. Charlie de “Benim en iyi arkadaşım o.” diye karşılık verir.

Şerif, Charlie’yi eve bırakır. Charlie dışarıdan izlerken Şerif, annesi ile konuşur. Charlie  kollarını kavuşturarak (savunma pozisyonunda) onları izler. Annesi içeri girdiğinde konuşmaya Charlie’den özür dileyerek başlar. Sonra Gloria’nın dediklerinin yanlış olması gibi konulardan sonra elbette konu McLeod’a gelir ve annesi ona “McLeod sana dokundu mu?” diye sorar. Charlie bunun ne anlama geldiğini anlamadığından “Evet. dokundu”der. Ama McLeod’un arkadaşı olduğunu da ekler.  Annesinin bu tarz sorularından rahatsız olmuştur. Annesi, “Şerif dostunla alakalı bana bir şeyler anlattı.” diye başlayıp, McLeod’un arabasında ölen çocuğun McLeod tarafından tacize uğradığını söyler. Üç yıl boyunca bu yüzden hapiste yattığını söyler. Charlie, buna inanmak istemez ve annesinin başka birisini sevmesini engellemeye çalıştığını söyleyerek ağlar ve kendisini bu konuda iletişime kapatır. (Elbetteki annesinin ve çevrenin taciz sorularına açık bir cevap veremeden kendisini kapatması gerekiyordu yoksa hikaye nasıl ilerlesin?)Annesi sadece onu korumak istediğini söylese de nafiledir. Charlie kapanmıştır. Gloria durumu izlerken annesi ona güzel, seyirciyi rahatlatan bir tokat koyuverir. (Esasen mağdur olan çocuklardan bir diğeri de Gloria iken seyirciyi ısrarla Gloria’dan nefret ettirme yoluna gitmektedirler) 

McLeod, Charlie’nin durumunu öğrenmek ve kendini açıklamak için gelir. Ancak anne tepkilidir. “Neyi açıklayacaksın, oğluma yaptıklarını mı?” der. McLeod ise, “Ben oğlunuza bir şey yapmadım” der. Charlie  kendisini yine kapatmıştır. İptal olmuştur. Bu arada annesi McLeod’a “senin gibilerin ortalıkta dolaşmasına nasıl izin veriyorlar?”diye bağırır. McLeod ise, “Lütfen mantıksız davranıyorsunuz” derken Annesi “Ne? Ne? bir daha çocuğumun yanına yaklaşırsan sana mantıksızlığı gösteririm, defol git.” diye bağırır. McLeod gider. (Yine hepimiz McLeod’un iyi niyetinin ne  kadar acımasızca yanlış anlaşıldığını görür, McLeod’a üzülürüz.) 

McLeod elbetteki yanlış anlaşılır, toplum tarafından sanki az dışlanıyormuş gibi, daha da dışlanır. İntihar teşebbüsünde bulunur. Otoritelerin yanlı, dışlayıcı tavırları… (Neredeyse Venedik Taciri’ndeki tüccarın mahkeme karşısındaki savunmasını andırır.)  

Filmin geri kalanında Charlie ile Mcleod tekrar aradan biraz süre geçtikten psikologlar, Mcleod’un adli makamlarca sorgulanmaları vs. geçtikten sonra buluşurlar. Charlie, McLeod’dan gerçeği öğrenmek ister ancak McLeod gerçeği muğlak bırakır. Charlie’yi cevabı kendisi bulması için yönlendirir. (Tabiki seyirciyi de bu ilişki biçimi üzerinde düşünmek ve McLeod’u haklı çıkartmak üzerine yönlendirir.) Charlie askeri sınavı kazanır vs. ama McLeod’un artık Charlie’yi görmesi ve yaklaşması yasaktır. Charlie’nin en baştaki rüyasındaki onu her daim gözetleyen ve kollayan, yüzü olmayan adam McLeod’dur. 

Sonunu biraz kısa kestiğim doğrudur. Çünkü bundan sonrası sadece seyirciyi McLeod – Charlie ilişkisinin ne kadar yanlış anlaşıldığı üzerine ikna etmek üzerinedir. Ancak kitabın orjinalinde McLeod gerçekten de Charlie’yi taciz etmekte ve onunla cinsel ilişkiye girmektedir. McLeod tam bir pedofilik eşcinseldir. (Eşcinsellik karşıtı bir söylemde  bulunmuyorum, bunun bir yönelim olduğu yadsınamaz, ancak pedofili gibi parafilik hastalıklarda, cinsel birleşmenin gerçekleştiği karşı tarafın tam bir rızası asla söz konusu değildir. Bu tarz filmler ise bize rızanın olduğunu göstermek için kurgulansa da onun adına rıza değil manipülasyon denmelidir.) 

Kitaptaki cinselliğin neden filmden çıkartıldığı yönetmen, LGBT karşıtlığı ile gündemde olan Mel Gibson’a sorulduğunda, “Topluma daha pozitif şeyler göstermek kanaatindeydim.” diye cevaplamıştır. Yani biz bütün bir film izleyici kitlesi olarak, cinselliği çıkartılmış bir pedofilik film izlemişiz Mel Gibson’ın açıklamasına göre. 

Bu da işi daha da aşağılık bir noktaya götürmüş durumda ne yazık ki. Çünkü bu cinselliğe götüren bütün noktalar filmde sabit kalırken cinselliğin çıkartılması filmi başlı başına çocuk ve genç zihinler için nükleer bomba haline getirmiş, çocukların kendisine “o amaçla” yaklaşan kişileri kitabın değil filmin McLeod’u olarak değerlendirmelerine yol açabilecek duruma getirmiştir. 


Arkadaşlarınla paylaş

8
6 Paylaşılanlar, 8 puan

Tepkini göster

kızgın kızgın
0
kızgın
eğlenceli eğlenceli
0
eğlenceli
ızdıraplı ızdıraplı
5
ızdıraplı
sarmadı sarmadı
0
sarmadı
hoşmuş hoşmuş
0
hoşmuş
sevdim sevdim
0
sevdim
hohayt hohayt
0
hohayt
vaybe vaybe
4
vaybe
başarılı başarılı
8
başarılı
Yektacan Özçift

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Dehşete düştüm resmen… bu kadar göz önünde ama bir o kadar da dikkat çekmeyecek şekilde işlenmiş… Bu farkındalığı sağladığınız için teşekkürler.

  2. Umarım bu analizlerin devamı gelir. Bir filme fark edilmeden neler eklenebilceği, bir filmin nasıl anlatılacağı dehşet etkili bir durum.

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste