Elif’in Hikayesi


Sonuç; fotoğraf sanattır.

Elif’in dünyasında “fotoğraf sanattır” diyen bir hegemonya bulunduğu için her çekilen fotoğrafın çekenin mana dünyasındaki karşılığının da fotoğrafla birlikte sunulması zorunluymuş. Hatta bu sunumun bir tabloya fiziki araçlar kullanılarak eşsizleştirilmesi gerekiyormuş. Dönemin mucitleri fotoğrafı çekenin mânâ dünyasındaki karşılığını çıkarması için insanların zihinlerine bir karakter eklemekteymiş. Elif, Eda adındaki zihin arkadaşını zihnine entegre ettirmiş.  Bu entegrasyon sırasında Elif’e gördüklerinden dilediğini fotoğraf olarak saklama imkanı olan bir düzeni de satmışlar. Böylece Elif’in gördüğü her şey kare kare kayıt altındaymış. Bu karelerden dilediğini fotoğraf olarak saklayabiliyormuş. Tabii fotoğrafın mânâ karşılığını tabloya aktaran robotu da almak zorunda kalmış.

Hayal ettiğimiz olguyu eserleştirmek bizim kontrolümüzdeyken neyi hayal  edeceğimizin kontrolü bizde midir?

Yaşadığımız dünya ve hayal dünyası olarak iki dünya tanımlayalım.

Yaşadığımız dünyada çektiğimiz bir fotoğrafla, hayal dünyamızdan çektiğimiz bir fotoğrafın arasında şu konular eşit değil midir?
Söylem izimiz, tasarlayabilme gücümüz, anlamlandırabilme gücümüz, yorumlama gücümüz vb…

O zaman, fotoğraf; söylemek istediklerimizin üstünü gerçeklikle kapattığımız hayali eserlerimiz. Sinema; gerçeklikten beslenip söylemek istediklerimizin üstünü hayali tasarımlar ile kapattığımız eserlerimizdir.
Baktığımız yönde gördüklerimiz -bilgimiz nispetinde- anlamlarının hayal dünyamızdaki çağrışımları sebebiyle bize bir mana ifade etmekte. Biz bir fotoğrafı yakalarken üstü kapalı hayal dünyamızda bir karşılığı olan manayı eserleştiriyoruz.

Mânâ; gerçeklikten beslenip kendini sinemanın hayali dünyasında gösterirken, hayalden beslenip fotoğraf gerçekliğinde saklanıyor.

Elif gezerken baktığı yönde bazen güzel anlamlar olduğunu sezinliyormuş ama tam anlamlandıramadığı için Eda’ya soruyormuş.

Elif -Daha demin gördüğüm görüntülerden yaşlı kadının “doğum kontrolüne hayır” yazısının altından geçerkenki görüntüsünü bana fotoğraf olarak kaydeder misin?
Eda -Tamam
Elif -Bu fotoğrafa baktığımda bir garip hissediyorum ama çözemiyorum. Sence neden?

Eda, fotoğraftaki tüm olguları tarayıp araştırmaya başlamış.

Eda – (Bir sonraki yazıda)

Elif -Eğer dünya Yaratıcının tasarımı ise, her fotoğraf yaratıcının sinema filminden kare yakalamak gibi olacak. Bu büyük sanatın bir parçasını fotoğraflamak, fotoğrafı sanat yapar mı?

Eda -Bilemiyorum.

“Siz de Ayşenur’un zihin dünyalarında fotoğraf yarışmasına katılın. Yarışma süresinde kurulacak hayali dünyadaki en yüksek mana içeren anı, olması gereken açıdan, olması gereken anda, olması gereken yerde yakalayın ve birinci olun!”

Elif reklamı sevmesede Eda hemen atılmış.

Eda -Elif bu yarışmaya katılalım çok eğleniriz.
Elif -Bilemedim. Çok istiyorsan bir seferlik olabilir.

Elif zihin dünyasında fotoğraflama yarışması için yarışma odasına girmiş ve 10 rakibiyle birlikte oyunun dünyasına bağlanmışlar. Yapmaları gereken 10 dakika içinde oyun dünyasındaki şehirde en çok manayı barındıracak anı en iyi açıdan yakalamakmış ve 10 fotoğraf çekme hakları varmış. Eda, Elif’i yönlendirerek en manalı olacak fotoğrafı buldurmaya çalışıyormuş. Elif, hep Eda’ya güvenerek 9 fotoğraf çekmiş ama hisleri bu 9 fotoğraftan da memnun değilmiş.

Elif -Eda kapa çeneni artık. Dokuz fotoğrafı da sen istiyorsun diye çektim ama hiç birinde bir mana hissetmiyorum. Onuncu fotoğrafı ben hislerimle çekeceğim.

Bir berduş meyhanesine girmişler ve Elif kalan son hakkını Eda’ya danışmadan o meyhanede çekmiş. Elif kurulan oyun dünyasında olması gelen anda, olması gereken yerde, olması gereken açıdan fotoğrafı yakalayarak birinci olmayı başarmış.

 

Elif -Eda bu fotoğrafı bana açıklar mısın?
Eda – (Bir sonraki yazıda)

Bir dünyanın yaratıcısı olsaydınız yarattığınız hangi anların fotoğraf ile kayıt altına alınmasını ve bunun diğer insanlar tarafından da görülmesini isterdiniz? Elif mi fotoğrafı çekti yoksa Ayşenur var ettiği dünyasının şaheseri dediği noktasını Elif’e mi çektirdi?

Mânâyı ânâ saklayan Ayşenur, sanatının kalıcılığını istedi.

Elif, görme eylemi sonrası gördüklerini neye göre anlamlandırdığını ve fotoğraf olarak seçtiklerini neden seçtiğini düşünmeye başlamış. “Bir ânı saklamak isteme sebebim o ânın içersindeki hangi olgulardandır” diye sormuş? Bir güvenlik kamerası için önemli olan hırsızı fotoğraflamaksa benim göz kameramdan ben neleri fotoğraf olarak seçiyorum?

Demek ki çektiğim fotoğrafların bende bir karşılığı, bir istemi var.

Eda -Hmmm, ben şunu anlamadım; fotoğraf eylem olarak mı sanat değil, içerik olarak mı sanat değil?
Eda -Tüm sanat dallarının robotize edildiği yani sanki üretilmiş eser, dijital kopyalama benzeri sistemle orjinali gibi çoğaltıldığı dönemimizde, fotoğrafın dijitalliği değersiz görülemez oldu…

Elif -Eda düşünmekten bunaldım. Ama aklıma bir oyun geldi. Efe ile sadece fotoğraflarla konuşmak istiyorum. Fotoğraflardaki manalardan beni anlarsa anlasın anlamasa beni ilgilendirmez. Fotoğrafı bir dil olarak kullanacağım.
Eda -Zaten seni hiç anlamadığını söylüyordun.
Elif -Onu kanser edeceğim.

 

Elif’in hikayesinde sadede gelecek olursak:

Yaratıcının yarattığı her zerre sanatsa, kendi ruhundan üflediği varlığın her ürettiğinide sanat kabul etmeliyiz. Sanat değeri diye bir değerlemenin var olduğunu kabul edelim. Bu değerlemeye göre saçın sanat değeri ile bir insan vücudunun sanat değeri arasında fark vardır. Biz bu değerlemede eserin, hakikate yaklaştıkça üstün sanat eseri olduğunu kabul edelim.

O zaman diyebilirim ki insanın her yarattığı sanattır, bu minvalde fotoğraf sanattır.

Sanatı bir sineden diğer sineye mânâ iletimi olarak kabul edelim. Bu iletim sürecine eşlik eden tüm araçlar önemsiz, mühim olan iletilen ise, fotoğrafta bu iletim araçlarından biri olduğu için sanattır.

Gördüklerimizi iç dünyamızdaki karşılıkları yani bizde bir ibaresi olması sebebiyle fotoğrafladığımızdan, yani fotoğraflarımız bizim söylemimizin bir karşılığı olduğu için fotoğraf sanattır. Ya da fotoğraf, kişinin gerçeklikte gördüklerinin kendi mânâ ve hayal dünyasının bir yansıması olduğu için sanattır. (Fotoğraf, çekenin iç dünyasının bir parçasını yansıtır.)

Fotoğraflara içimizdeki filmin dışarıdaki gerçeklikleri de diyebiliriz.

Bir dünya yaratmış olsaydınız ve bu dünyada bazı anları kayıt altına alıp diğer insanların da bunu görmesini isteseydiniz neyi yaratırdınız? Fotoğraf yaratıcının bilinmesini istemesinin bir numunesi olarak düşünülebilir. Öyleyse tüm fotoğraflar Yaratıcının “büyük sanatının” fotoğraf parçacıklarıyla bilinmek istemesinin karşılıkları olması sebebiyle sanattır.

Fotoğraf ile gerçeği hayalileştiriyoruz. İç dünyamızı, dış dünyada yansıtan rehber, düşman ve diğer arketipleri çektiğimiz fotoğraflarda istemsizce veya isteyerek bulundurup gerçeği hayalileştiriyoruz.

Söylem ile fotoğrafı karşılaştırarak bu karmaşaya bir başka açıdan bakalım.

Bir insanın bize göre değersiz konuşması da onun yarattığı bir sanat olsa bile kıl nispetinde görüp değer vermeyiz. Ama bir meddahın güçlü bir hitabetle spontane anlatısı bizim için insan bedeni nispetinde bir sanat olacaktır. Alelade çekilen bir fotoğrafta çekenin iç dünyasının bir paçası olarak kıl nispetinde sanatken, derin bir anlatım barındıracak şekilde çekilen fotoğrafta bizim için insan bedeni nispetinde sanat olacaktır.

Devam edecek…

Bu yazımızda fotoğrafı anlama yolculuğumuza devam ettik. İlk bölümü merak edenler buraya bakabilir.


Arkadaşlarınla paylaş

0

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste