Sofra Sırları


Spoiler içerir.

Sofra Sırları filminin hem senaristi hem de yönetmeni olan Ümit Ünal, benim ilk senaryo hocalarımdan biridir ve bu filmden bize ilk bahsettiğinde yıl 2006’ydı. Filmi o zamanki halinden epey uzaklaşmış ama çok güzel bir zemine oturmuş buldum. O dönem ana karakteri Serra Yılmaz’ın oynamasını öngörüyordu hoca,  fakat senaryonun yeni halinde Demet Evgar mükemmel seçim olmuş… Ümit Ünal, Teyzem filminin senaryosu ile başladığı sinema kariyerine, nice ödüllü filmlerin senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini sığdırdı. Bunlardan bazıları, Dokuz, Ara, Anlat İstanbul, Nar, Gölgesizler gibi filmler. Kendine has bir tarzı ve yönetmenlik üslubu var ve sınırlı mekânlarda geçen, çok iyi senaryolar yazabildiği için çoğunlukla düşük bütçeli filmler yapabiliyor. İnşallah uzun yıllar daha film yapmaya devam eder…

Hayatını kocasına ve evine adamıştır Neslihan. Saf, sevimli ve utangaç bir ev hanımıdır. Eşinin işi sebebiyle uzun yıllardır bir Anadolu kasabasında yaşamaktadır ve iyi bir aşçıdır. Eşi onu ne kadar itip kaksa da o yine de mutlu bir evliliği olduğuna inanır.  Komşuları ve arkadaşları onun yemeklerine bayılır. Son derece sıradan görünen hayatı, kocasının ondan ayrılmak istemesiyle bir günde değişir. Neslihan’ın yakın çevresindekiler peş peşe ölmeye başlayınca tüm gözler ona çevrilir. Neslihan, bir seri katile dönüşür. Şehre yeni atanmış, Amerika’da eğitim görmüş, azimli ve genç bir komiser, bu işin peşini bırakmayacaktır… Filmin öyküsü böyle… Hikâye sakin ve duru bir şekilde aksa da film, merak unsurunu sürekli diri tutmayı başarıyor. Ara ara kara mizahın da tadına vararak, gayet güzel ve keyifli bir polisiye izliyoruz. Ayrıca yemek tarifleri ve püf noktaları da renk katmış. Yemek yapım sahneleri, görsel olarak yemek programlarına taş çıkartır nitelikte. Osmanlı ve Türk mutfağının en özel örnekleri, uluslararası festivallerde izlenirken de dikkat çekecektir.

Biraz da filme değer katan diğer ayrıntılardan bahsetmek istiyorum. Film, terkedilmiş ve uzun zamandır boş olduğunu anladığımız bir evin salonundan açılıyor. Yağmurla ıslanmış camlardan kız kulesi görünüyor önce. Sonra evin içine giriyoruz ve modası geçmiş eşyalarla dolu bu evde sekiz-dokuz yaşlarında bir kızın fotoğrafına odaklanıyoruz. Kız kulesine hapsolan prenses gibidir aslında kahramanımız film boyunca. Bu küçük kızın hüzünlü hikâyesine odaklanacağımızı hissediyoruz bu girişle birlikte. Onun bu ailenin son üyesi olduğunu da anlıyoruz. “Neslihan” ismi biraz bunu da çağrıştırıyor zaten soylu ve İstanbullu bir ailenin son temsilcisi o… Ayrıca evin içinde bir takvim dikkatimizi çekiyor. Belli ki evin terkedildiği tarihte kalmış, 1993 yılını gösteriyor takvim. Çoğu kişiye göre Türkiye’nin, faili meçhul cinayetlerle dolu, en karanlık ve en uzun yılı…

Neslihan bir Türk mutfağı ustası, bu manada onu Türkiye olarak konumlayabiliriz filmde, ismi de zaten köklü bir tarihe vurgu yapıyor o yüzden filmin bütününe bakınca bu anlamı çıkarmak çok da zor değil. Köklü bir tarihe mensup genç bir devlet, köklü bir aileye mensup genç bir kadın… Kocasının adı “Ethem” ve en sevdiği yemek “Çerkez tavuğu”, Neslihan ona sık sık Çerkez tavuğu yapıyor. Ethem, filmde eşine ve çalıştığı şirkete ihanet(!) eden biri. Filmi izleyen tarihçiler burada çok daha fazla şey görmüştür eminim. (Şelaleden yayın yapan sevimli abimizin dediği gibi “ben konuşmuyorum, görüyorsunuz” ☺ )

Neslihan’ın şimdiki evi de biraz modası geçmiş ve bakımsız. Kendisi de öyle, son derece renksiz, bakımsız ve sıradan; ama hayalinde sunduğu yemek programında gayet bakımlı, şık ve neşeli… Neslihan’ı ülkemizle özdeşleştirmişti yönetmen, buna göre yakın zamana kadar kendimizi hep yukarılarda gördüğümüz fakat dışarıdan bakıldığında öyle olmadığımız gerçeğiyle de yüzleştiriyor… Bu arada mevsim kış, dışarısı hep soğuk ve karlı, bu da soğukkanlı cinayetlere iyi bir fon oluşturuyor. Tabi film, cinayetleri kara komedi tarzında işlediği ve Neslihan’ın elinde yeterince iyi sebepleri olduğu için ona pek kızamıyoruz…

Derken yeni atanan Komiser geliyor, iyi niyetle cinayetleri araştırıyor. Konuşma tarzı, “bakın bu kardeşiniz…” şeklinde kurduğu cümleler de tanıdık fakat aşırı yoruma girecek bişey söylemek istemiyorum. Sizlerin bakışına bırakıyorum. Aynı zamanda Komiserin anlatımından anlıyoruz ki İstanbul’dan buraya sürülmüş. Bu komiserde birkaç tane anlam yüklü gibi sanki…

 Tabi her şey taşrada gerçekleşiyor, o yüzden de etrafta fazla mobese kamerası yok, delil bulmak zor, polisler de biraz eski usul çalışıyor bu durumda. Hatta bir ara eve hırsız mı girdi diye konuşurlarken Komiser, “evde yabancı ayak izi yok” diyor, buna karşılık komşu adam da “belki galoş giymiştir, ben olsam öyle yapardım” diyor, “yani filmlerden öyle görüyoruz” diye de ekliyor. Öyle bir kasaba ki vatandaş polisten daha usta dedektif…

Neslihan saf ve bu saflığı sebebiyle de sevimli ve komik çizilmişti yer yer. Fakat zamanla görüyoruz ki gayet iyi kriz yönetiyor ve bir şeylerden kolaylıkla sıyrılabiliyor. Her şey iyice içinden çıkılmaz hal aldığında bile işleri kendi lehine çevirebiliyor. Ortada kayıp olan büyük bir para var ve herkes onun peşinde. (Ethem’in şirketten çaldığı para) Neslihan’ın etrafındaki herkes, onu konuşturup parayı yemenin peşindedir. (Para yeme esprisi gayet güzeldi.)

Filmin sonunda yıllar önce bıraktığı İstanbul’a gelen Neslihan, vapurda aydınlık İstanbul manzarasını ve denizi izler. Film boyunca aydınlık ve ılık bir havayı ilk görüşümüz. Sırtını dayadığı camdaki yansıması, artık her şey geride kaldı der gibidir. Filmin çoğu karanlıkta ve kar soğuğunda geçmişti. Şimdi bu aydınlık ve sıcaklık “her şeye rağmen umut” diyor bize. Her anı dolu dolu her anı anlamlı bu filmi, eminim her izlediğimizde yeni yeni katmanlarını keşfedeceğiz. İyi seyirler dilerim…


Arkadaşlarınla paylaş

1
1 puan

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste