Black Mirror 5. Sezon Smithereens Hakkında


Black Mirror, Smithereens

Black Mirror 5. Sezon

Daha evvel de söylemiştik (burada) Black Mirror‘ın 5. Sezonu malum ortamlara düştü. Artık Black Mirror da bölüm sıralaması yapılmadan üçü de aynı anda yayınlandığı için 1-2-3. bölümler gibi bir sıralamayı kaldırıp direk bölüm adları ile ilerlemek daha doğru bir seçim olacaktır.

Ben de Black Mirror‘ın Smithereens bölümünden başlayayım istedim. Hem oyuncu Andrew Scott‘un (Sherlock’tan Moriarty olarak aşinasınız- üstüne tıklarsanız IMDB’sine de gidebilirsiniz) da bu bölümde olması baya baya tercih sebebim olmasını sağladı.

Peki Smithereens Ne Anlatıyor?

Yıllar önce trafikte ilerlerken bir sosyal medya uygulaması olan Smithereens‘e bakan Michael, kaza yaparak nişanlısını kaybeder. Kazada çarptığı aracın şoförü alkollü olduğundan suç ona kalır ama gerçekte vicdanını asla temizleyemeyen Michael suçludur. Kimseye açılamayan Michael, Smithereens uygulamasının oluşturucusu Billy Bauer’e bu durumu anlatmak istemektedir. Ancak küçük bir sorun vardır. Billy Bauer’e ulaşmak çok zordur ve bu yüzden Smithereens şirketinden birisini rehin alması gerekektedir.

Black Mirror – Smithereens Nasıl İşlenmiş?

Giriş Sekansı

Bölüm bir meditasyon uygulaması ile açılıyor. Sosyal medyanın, modern hayatın, insanda bıraktığı yükü insan evladı yine bilgisayar destekli meditasyon uygulamalarında atabilmektedir. İzleyici olarak bu mesajı alıp, Michael’ın hızlı cut görüntülerle yanındaki boş koltuğa bakışını izleriz. Birisini kaybettiği mesajını burada alırız ve Smithereens binasının önünde bilerek beklediğini, orada çalışan birisini beklediğini hemen çok yumuşak hareketlerle anlarız.
Senaristlik açısından çok teknik bir iştir. Direk söylemeden hareketlerle durumu seyirciye aktarabilmek. Black Mirror‘un da en büyük şansı sanırım çok kaliteli ve teknik bir senaryo ekibi ile çalışması olabilir.

Bundan sonra dizi, daha anlamayan olduysa diye yakınlarını kaybedenler terapi grubuna Michael’ın katıldığını gösterir. Bir kadın kızının nasıl intihar ettiğini, ne hissettiğini ortaya dökerken kamera yavaşça toplantıya katılanları gösterir. Hemen arkada bir pano vardır ve bu panoda elbette bir meditasyon broşürü ile sadece “can fight”ı gördüğümüz bir afiş vardır. Black Mirror‘un sanat yönetmeninin gözümüze sokmak istediği de budur. İnsanlar bu dönemde hem iç dönüş, rahatlama, meditasyon gibi barışçıl eylemleri hem de dövüşmek, savaşmak gibi eylemleri uçlarda yapıyorlar. Dizinin yanal mesajı, sosyal medyaya, günümüz sistemine uyarsan, bir “önemsizleşme” dünyasına itiliyorsun. Ölümler istatistik, sevgiler beğeni, kıymetler follower sayısı ile ölçülmeye başladığında ya içine kaçacaksın ya da öfkelenip savaşacaksın. Hele ki bir de durumlara tepeden bakabiliyorsan vay ki haline.

Neyse…

Michael, bu kadının kızının intiharını neden gerçekleştirdiğini öğrenmek istediğini dinler. Çıkışta Michael otomattan yiyecek ve içecek bir şeyler alır (yalnız yaşadığına vurgu), kadın bu esnada yanına gelir ve buna bir içki teklif eder. Michael önce reddeder ancak kadın “yarına kim öle kim kala” diyerek ikna eder. (foreshadowing‘i azıcık bilenler Michael’ın yarın öleceğini bu kısımda anlayabilirler. Tehlikeli biçimde açık bir foreshadowing olmuş. )  Kadınla bir güzel yatar ama orgazm olamaz. (Senaristler böyle bir anda bile Michael’ın kafasını kurcalayan bir şeyler olduğunu, kendisini salamadığını, kapalı kutu olduğunu gözümüze gözümüze sokuyorlar. Çirkin bir yol, güzel bir yol fark etmez. Karakter gelişimi dediğin böyle olur.)

Alarm çalar kadın zıplayıp (bir tanesi hep karanlıkta kalan 3 lü bir aynanın önünde duran) laptopu açar. Kızının neden intihar ettiğini öğrenmek için persona adlı bir web sitesine girmeye çalışıyordur (facebook). İsim seçimi de muhteşem: Persona (Maske yani, rol, oyunculuk, sosyal hayatta üstlendiğimiz ama aslında bize ait olmayan kişilik örüntüleri). Michael da anlar gözlerle kadıncağızı izler. Uyuduğunda da evden çeker gider.

Michael Chris, Jaden, Black Mirror

Gelişme Sekansı

Ertesi gün olur. Michael yine Smithereens binasının önünde ava çıkmıştır ve bu sefer gerçek bir smithereens çalışanını kaçırmayı başarır. Kaçırması esnasında adamın kafasını bir dakika telefondan kaldırmamasından faydalanır. (İnsanlar sosyal medya bağımlısıdır ve gökyüzü mora dönse fark edemeyecekleri bir noktaya gelmiştir)

Adamı kaçırır, arabayı değiştirir. Ellerini bağlar, kafasına çuval geçirir. Adamı bagaja tıkmak ister ama adam klostrofobik olduğunu söylediği için kıyamaz ve arka koltuğa oturtur. Yine karakter gelişirme hususunda ders niteliğindedir bu sahne. Nihayetinde öldürmek amaçlı bir kaçırma olsaydı adamın klostrofobisi de önemli olmazdı. Michael’ın insaniyeti, aslında karşısındaki kişiye değer verdiğini gösteriyorlar. Bu da aslında seyirciye her ne kadar sonu tahmin edilebilir kılsa da gerçekçilik ve karakter oturtması açısından ikna edici bir yapı sunuyor. Tamamen tercih meselesi, ya karakteri biraz kapalı yapar minimal düzeyde iç dünyasını yansıtır ve seyirciyi merakta bırakırsın ya da karakteri çok tanıdık duygulara bindirir seyirciye empati üzerinden bağ kurdurursun. Black Mirror senaristleri bu sefer ikincisini tercih etmiş..

Black Mirror, Smithereens

Neyse…

Bir polis bunları görür, ortağıyla peşlerine düşer ve Michael’ın planları bozulur. Sosyal medyanın gücünü yine burada görürüz. Polisten evvel sosyal medya Michael hakkındaki bilgilere ulaşır. Kişisel dataları psikolojik uzmanlar eşliğinde değerlendirirler. Ancak buradaki mesajlardan birisi de şu şekilde veriliyor: İnsanların değerlendirmeleri ile dataların verdikleri arasında büyük bir fark oluyor. Ne zaman insanlar duyguları ile hareket ederse-işin içine datalar değil de hisler girerse- doğru cevaba ulaşılıyor senaryoda.

Michael rehine krizi yaşar, teknolojinin zararlarını bolca görürüz. Michael’ın tek isteği, Smithereens‘in kurucusu Billy Bauer ile görüşmek istemektedir. Senaristler burada gizem olgusunu verirler. Çünkü nişanlısı bir trafik kazasında ölmüştür. Michael da bir bilişim öğretmenidir. (geek diyorlar dizide).

Sonuç Sekansı

Michael ile Bauer

Neyse bize sosyal medya hakkında bir çok olumsuz mesaj verildikten sonra, yine bir kamu spotu tarzındaki mesajını komik bir isa mesih alegorisi olan Billy Bauer ile görüşürek verir. Bu görüşme baya zor olur çünkü Smithereens’in sahibi Bauer, bir sessizlik terapisi için 10 günlüğüne kendisini kapatmıştır. (Hemen bir dip not düşelim: Smithereens kesinlikle facebook değil, twitter’ı baz almaktadır. Hem hashtag formatı, hem de Twitter’ın patronu Jack Dorsey de gerçek hayatta Myanmar da zihninin derinliklerini hackleyebilmek için 10 günlük bir sessizlik terapisine gitmiştir)

Michael’ın verdiği kamu spotu mesaj şudur: Trafikteyken telefon ile oynaşmayın. Mesajı başımız gözümüz üstüne ağabey diyip aldıktan sonra senaristler bir twist yaparlar, intihar etmek üzere olan Michael’ı kurtarmaya çalışan Jayden yüzünden becerikli UK polisleri bir boğuşma var sanıp silahı patlatırlar. Ancak kim vuruldu ne oldu bilemeyiz çünkü senaristler bilerek boşlukta bırakır. İnsanların telefonuna bildirimler düşer ve kimse bu durumu çok önemsemez. İnsan hayatları, bildirimlere, istatistiksel rakamlara, verilere sıkışmıştır ve gittikçe önemini yitirmektedir. Bu da son bir mesaj olarak verilir ve bölüm biter.

Nasıl Buldum…

Bu bölüm bazıları tarafından çok beğenildi bazıları tarafından hiç beğenilmedi. Beğenmemek gayet doğal ve bireysel zevkler çerçevesinde -senaristlerin de öykü anlatıcılığında seçtikleri bazı yolların da etkisi olabilir elbette- anlaşılabilir.  Belki şu yazıyı incelerseniz senarist davranışları le alakalı görüşlerim daha net anlaşılabilir.

Ancak bu eleştiriyi çok haksız bulduğumu belirteyim: “Nerede distopik teknoloji tasavvurlarıyla insanı sarsan Black Mirror bölümleri nerede bu bölüm?” . Böyle diyenleri hemen sezon 1 bölüm 1 e davet ediyorum. yine bir kaçırılma ve yine benzeri mesajlar içeriyordu. Sadece domuz ve başbakan (Prime Minister Callow) meselesinin eklektik açılımları ve çarpıcılığı daha yüksekti. Bunun ise realizmi daha yüksek. Hepsi bu.. Ancak senaristlerin mesaj olarak bu bölümü de baz aldıklarını söylemek mümkün. Bu arada dizinin 23. dakikasında Smithereens binasının merkezinde santraldaki kadının arkasında akan yazıya bir bakın bakalım:

Hem Saito Hem Prime Minister Callow

Black Mirror‘ı izlerken arkasındaki ekibin detaylara çok önem verdiğini bilmek gerekir. 🙂

Hadi kıyamadım gitmeden bir detay daha vereyim: 3. sezon 2. bölümde Playtest diye bir bölüm vardı (Imdb’si) Bu bölümdeki oyun şirketinin patronu”Saito Gemu” idi. Azıcık Japoncaya hakim olan birisi onların İngilizceden geçen kelimeleri nasıl telaffuz ettiklerini bilir. Yani aslında Sight Game bildiğiniz. Yanisi “görme oyunu”.  Hem yukarıda hem de Michael telefonundan Smithereens’deki hashtaglere bakarken gördüklerimiz saito gemu’nun bir açıklama yaptığı (3. sezon 2. bölüme gönderme) hem de saito x netflix diyor burada bir kaç gönderim var: ilki  Netflix’de gör demek isteniyor, ikincisi saito lu bölümden sonra Netflix Black Mirror’ı alıp gösterime soktu ve son olarak Netflix de Saito’nun yaptığı gibi insanları hayal dünyasına hapsediyor :)) Çok etkileyiciler. Şahsen bayıldığım işler bunlar…


Arkadaşlarınla paylaş

6
6 puan

4 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Billy Bauer bana oldukça yapay gelse de benim de zihnimin derinliklerini hackleyesim geliyor açıkçası.. Bölüm sonunda nedense daha anlamlı bir mesaj beklemiştim bir mesaj da iletmek zorunda değil ama bu sezonu gene gene ilk sezonlara göre daha az beğenicem galiba. Şu an 2 bölüm izleyebildim.. Diğer bölümleri de yorumlamanızı heyecanla bekliyorum ..

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste