KEFERNAHUM : Coğrafya Kaderdir


Kefernahum, bir yok sayılma hikayesi…

Film, anne babasından kendisini dünyaya getirdikleri için şikayetçi olan Zeyn’in hikayesine izleyicileri tanıklık ettiriyor. Senaryo olarak etkileyici bir iş çıktığını kabul edebilirim ama bu hikayeyi orjinal kılan unsurun oyuncular olduğuna inanmaktayım. Rivayet odur ki  bütün oyuncuların ilk kamera önü deneyim olmakla beraber çocuk oyuncuların çoğu bu hikayeleri yaşamış mültecilerden oluşmaktadır.

Kefernahum’un bütününe baktığımızda büyük bir Ortadoğu resmi çizildiğini görüyoruz. Çizilen bu resim takdir edersiniz ki çok da iç açıcı değil… Karın tokluğuna ağır işlerde çalışan çocuklar, adet görmeye başladığı için evlendirilen küçük kızlar ve çocuk yaşta hamile kaldığı için ölen çocuk gelinler, biraz para için satılan bebekler, mülteciler, sokak çocukları, kaçakçılar ve daha ne ajitasyonlar… Evet, ajitasyon demek zorunda kalıyoruz çünkü film güçlü bir hikayeye sahip olmasına rağmen ajitasyona sığınmış. İzlerken çokça duygu sömürüsü ve ajitasyon hissettiren bir sinema filmi. Ayrıca bu hayatlara üstten bakılıyor. Bu hikayenin izleyici kitlesi burjuva olarak belirlenip anlatım bu minvalde uygulanmış. Zeyn’in hayatının izleyicilerde bir karşılığı yok, olaylar o ülkede başlıyor ve bitiyor. Burjuva sınıfının payına da katarsis yaşamak düşüyor…

Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki‘nin filmde çizmiş olduğu Ortadoğu portresini oryantalist bir bakış açısıyla çizdiğini söylemek yanlış olmaz. Filmin ortak yapımcısının Fransa olduğunu öğrendiğimde oryantalizm teorim de hemen hemen  doğrulandı. Evet, bugün Ortadoğu’da birçok çocuk bu durumları yaşıyor ve engel olunmazsa bir sonraki kuşak da yaşayacak ve daha sonrakiler de… Bu düzenin kurtarıcısı olarak modernizm ve istihdamı temsilen gelen ve Zeyn’in avukatlığını üstlenen Avukat Nadine olaylara tıpkı filmin bakış açısı gibi bakıyor; üstten ve yabancı… O toplumun içinde hiç yaşamamış gibi, coğrafyanın kader olduğunu bilmezmiş gibi ebeveynleri salt suçlu ilan ediyor.

Ebeveynlerin geleceği düşünmeden çocuk yapmasından şikayetçi olan Zeyn ve onun avukatlığını yapan Nadine, anneyi çocuklarını gerektiği gibi bakmadığı için suçlamaktalar. Zeyn’in bütün hikayesi 11 yaşındaki kız kardeşi Sahar‘ın adet görmeye başladığı için büyük bir adamla evlendirilmesiyle başlar. Buna engel olmaya çalışan Zeyn, kardeşi zorla evlendirilince evden kaçar ve bebeği olan Etiyopyalı bir kadının yanında yaşamaya başlar. Kadın izinsiz çalıştığı için tutuklanır. Bundan habersiz olan Zeyn, uzun bir süre bebeğe baktıktan sonra imkansızlıklardan dolayı çocuğu satmaya karar verir. Artık o da anne babası gibidir. Çünkü Coğrafya kaderdir ve bundan kaçamayız. Belki de anne babası da zamanında birer Zeyn idi, onun gibi düşünüyorlardı. Onun gibi sistemden, ülkeden tiksiniyorlardı da şartlar onları bu duruma getirmiştir. Zeyn de mecbur kaldığı için anne babasının yaptığı herşeyi yapmadı mı?  Ne şart altında olurlarsa olsunlar tabi ki onların yaptığı meşru kılınmaz, kılınamaz ama mecburiyetleri de muhasebe ederek yargılamak gerekir.

Eğer ki bir hikayeyi eleştirmek istiyorsak öncelikle hikayenin geçtiği coğrafyaya dikkat etmeliyiz. O coğrafyadaki sorunların kaynağına inmeli, sosyolojisini araştırıp hikayeyi buna göre analiz etmeliyiz. Bu hikayenin geçtiği bölge neden bu durumda diye düşünmek istersek de yüz yıl kadar geriye gitmek yeterli olacaktır. Filmde eleştirilen hikayenin samimiyetsizliğine rastlayacağız; bölge Fransız sömürgesi altında iken filmin ortak yapımcısının Fransa olması ne kadar samimi olabilir ki?

Kefernahum’un Anlamı

Kefernahum isminin nereden geldiğini yönetmenin bir söyleşideki açıklamasından alıntılayarak başlayalım.

“Kelime aslen Fransızcadan. “Kefernahum” kaos anlamına geliyor ve Fransız edebiyatında kaosu ifade etmek için kullanılıyor. İncil’deki bir köy ve çok kaotik olduğu için lanetlenmiş. Ve tarihe baktığımızda daha sonra kaosu, cehennemi, kargaşayı ifade etmek için kullanmaya başlamışız. O dönem saplantılı olduğum farklı temaların tamamını tahtaya yazdığımda filmin adı senaryoyu yazmaya başlamadan önce ortaya çıkmıştı. Burada çocuk hakları, bu çocuklara yapılan adaletsizlik, sınırların absürtlüğü ve var olduğunuzu kanıtlamak için bir belge gerekmesi gibi şeyler yer alıyordu. Bunların hepsini tahtaya yazdım ve tahtaya baktığımda bu “Kefernahum” gibi dedim; “Bu cehennem ve biz de cehennemde yaşıyoruz”. Filmin adı işte böyle ortaya çıktı.”

Yönetmen Nadin Labaki bu şekilde bir açıklama yapıyor. Biraz Arapça bilgisi olan birisi olarak Kefernahum ismini duyduğumda anlamını “onlar bizi inkar etti/yok saydı” olarak düşünmüştüm. Tabi ki harf farklılığından dolayı bu anlamı barındırmıyor. Ama filmin bütününde yok sayılan çocukların hayatları ele alındığı için zımni olarak Kefernahum’u taşıdığını söylemek yanlış olmaz.

Çocuklar yok sayılıyor. Ölseler dahi kimsenin umrunda değil. Çocukların var olduğuna dair herhangi bir belge yok. Hepsi aynı kadere doğuyor, kim oldukları önemli degil. Bir zaman sonra Zeyn de kimliksizleşiyor. Başkaları ismini her sorduğunda farklı isimler ile kendini tanıtıyor. Çünkü Zeyn’in yaşadıkları oradaki diğer çocukların yaşadığından farklı değil. Kamera her ne kadar Zeyn’e dönük olursa olsun o kadrajda Ahmetler, Mehmetler, Saharlar var… Bu, o coğrafya’daki çocukların kaderi ve bizler de o çocuklarla aynı dünyada yaşıyoruz. Bu yok sayılan çocukların hikayelerini anlatmakta samimi isek onlara umut olmak için çabalamalıyız. Onların ajitasyon dolu hikayeleriyle ödül almak için değil…


Arkadaşlarınla paylaş

10

5 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. ne güzel bi yazı olmuş, elinize sağlık. Bu arada filmde ödüle oynandığı için olsa gerek İslama -Allah’a , kadere vb -laf çakılmadan da geçilmemiş. Sanki filmdeki karakterler tam müslüman, baba -anne, küçük kızla evlenen subyancı..İslam’ın karşı cıktığı ne varsa işlenip bir de suçu islama atıyorlar. O kadar tiksindirici ki. Bir kişi de kalkıp artık pizzagate skandalı ile ilgili film yapsın , ödül alsın da görelim.

  2. Yorumunuz o kadar güzel ve yerinde olmuş kii ellerine, emeğine, düşüncene sağlık
    👌🏻 👏🏻
    ‘Oyuncaklar pahalı ama çocuklar çok ucuza satılıyor’ Tam olarak bu coğrafyadaki insanlara yapılan ikiyüzlülüğü anlatıyor.
    Sizin de dediğiniz gibi onları anlamak ve anlatmakta samimi isek onlara umut olmamamız gerek, onlar üzerinden prim yaparak değil.

  3. Film eleştirinizi büyük bir sabır ile okudum. Anladığım kadari ile siz lübnını ve ortadoğuyu tam bilmemektesiniz evet bu durumda Arap bir ailenin dramı bir çocuğun çaresizliği izlenmektedir lakin Zeyn nin çaresizliği ile babasının çaresizliği arasında fark var ayrıca film bize Zeyninin çaresizliğinden daha çok oradaki ailenin dramını göstermektedir. Ayrıca bu filmdeki konu bize yabancı bir konu değil bu topraklarda da yaşanan bir durum. Lakin ilk defa bu kadar çıplak bir şekilde anlatıldı.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Bu hikayeye ve olayların yaşandığını ve gerçek olduğunu ben de biliyorum. Çok da çıplak bir anlatımı olmadığı için filmi eleştirdim. Olayları çıplak anlattığını düşünmüyorum. Bana samimiyetsiz geldi, sizler için farklı olabilir .

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste