Netflix Masonlar Family Order Karmaşaları


Netflix’i ne kadar gerektiğinde topa tutsak da, (özellikle Netflix ve Sineg ilişkisine şuradan ulaşabilirsiniz: https://sineg.net/?s=netflix ) inanın bazen bizim bile nutkumuz tutulabiliyor. Çünkü Netflix Mason, Order, Family falan derken acayip bir yol tutturmuş gidiyor bu aralar.

Bu yüzden neden bu kadar ağır eleştirmem gerektiğini, ne maksatla bu anti liberal gözüken tavırları benimsediğimi biraz açıklamam gerekli diye düşünüyorum.

Çocukluk dizilerimizden Sabrina’yı alıp satanik karanlık bir diziye çevirmesiyle önce dumur olmuştum. Sonra the Order geldi, sonra disenchanment diye simpsonlardan doğan, en akılcı karakterin şeytan olduğu bir başka yapım… LGBT, kan, şiddet normalleştirmesi eleştirilerini zaten sağır sultan duysa da bu garip okültik kafaları eleştiren çok olmadı. Sonra garip garip Wiccan dizileri aldı başını yürüdü.

Derken Japon anime sektörüne de ellerini attıklarından mütevellit, Netflix Orginals yapımı animelerde, bir okültizm, bir paganizm almış başını gidiyor. İzleyenler bilirler.

En son ise belgeselleri izleyince “artık tamam” dedim ve bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.

bknz : okültizm

Netflix Doküdramaları – Belgeselleri

Gıda Suçları

Netflix Gıda Suçları, BelgeselGıda Suçları görselinde tabiki “Elma” olacaktı sevgili Havva’lar. Ne sandınız?

Önce en basitinden başlayalım: Gıda Suçları. İnanın hafif obez birisi olsam da yediklerime içtiklerime son bir kaç yıldır dikkat ediyorum. Dikkat ediyorum derken, sadece dikkat ediyorum yoksa yapacağımdan da pek geri kalmıyorum yani. Bu sebeple biraz merakla Gıda Suçlarını açtım, hasbel kader yer fıstığı ile ilgili bölümü açtım ve izlemeye başladım. Ne güzel alerjiden bahsediyor, alerjinin artması, antibiyotik kullanımının artması, yer fıstığının besleyiciliği falan filan…. Her şey güzel gidiyordu. Ta ki 20. dakikaya kadar. Birden Mohammed Zaman diye bir İngiltere’de restoran işleten birisinin restoranlarında yemeğe yer fıstığı konulduğu aktarılmaya başladı. Alerjen falan filan.Tamam sıkıntı yok olabilir… derken ben diyeyim 15, siz deyin 20 dakika boyunca Mohammed’in (haşa) ne kadar dolandırıcı, para hırsıyla insanların hayatını hiçe saydığı, bencilliği, narsistliği… Allah sizi inandırsın koca belgesel sanki sadece Muhammed Zaman eleştirisi için yapılmış gibiydi.

The Family

The Family’nin görseli de : Haç, kökler vs. 

Sonra The Family diye bir belgesel, daha doğrusu doküdramaya denk geldim. Fetö’nün hangi saiklerle örgütlendiğini, daha doğrusu fetö’nün amerikancasını öğrendik bu belgeselde. O esnada insan bir dumur geçiriyor. Çünkü büyük cesaret.. Amerikan yönetiminin köşe başlarını tutmuş bir gizli örgüte yönelik böyle bir belgesel yürek ister diye düşündüm.

Ancak bizim ülkemizdeki gibi olmadığını bilmek lazım tabiki Amerikanya’daki işlerin. Amerika’da bir iktidar savaşı var. Çoğunlukla dostane ilerleyen işler, bir tarafın fazla baskınlaşmasıyla hemen savaşa dönüşebiliyor. Masonlar bir yandan, Evanjelistler bir yandan, Yahudi-kabbalistler bir yandan, Silah lobisi-Pentagon diğer yandan bu savaşın aktörleri. Tabi alttan alta Katolikler, Protestanlar vs. gibi lobileşen başka formatlar da yok değil. Anlaşılan o ki, The Family’de bahsedilen örgüt, Netflix’in hoşlaştığı örgütlerin canını sıkmış, biraz diş göstermiş.

Yani Netflix’in bir sosyal sorumluluk hissederek, kitleleri aydınlatıp Amerikan siyasetindeki yanlışları saçıp dökmek gibi bir hissiyata sahip olduğunu düşünmek kelimenin tam manasıyla naiflikten başka bir şey olamaz.

Masonlar

Neşeli, bizden biri Masonlar 🙂 

Derken Netflix Mason meselesine el atmış.. Masonlar diye bir belgesele denk geldim. Aman Tanrım. Bir Mason anlatısı yapılmış ki, family’deki bütün yanlışlar, kardeşlik, yönetim, gizli kapaklılık birden dünyanın en cici, en normal şeyleri haline geliveriyor.

İnanın masonluk hakkında kötü bir fikir beyan edemem, çünkü arkaplanda ne döndüğünü bilemiyorum. Ancak anlatıya baktığım zaman, kadınların asla sokulmadığı, birbirlerine her durumda yardım edip, inanılmaz gizlilik içinde ritüelleri olan, kutsal kitap diye bir şeye sahip oldukları, sembolizmin dibine vurulmuş, toplumda genelde zengin üst kesime hitap eden, eril, gizil bir örgüt olduğunu görebiliyorum. Bunları sadece belgesele baktığımda da görebiliyorum.

O kadar kadınsız, o kadar rütbe, mevki, hırs dolu insanlar gösterilmiş ki inanın azcık bilinçli olan birisi izlediğinde direk irrite olur. Ancak bilinçsiz, masonlar da dünyayı yönetiyor, Kennedy’i de onlar öldürdü gibi, boş beleş atıp tutan cahil halk zaten hedef kitle. O arkadaki neşeli müzikler, espriler, “hepimizden biri” gibi göstermeye çalışmalar, gizliliğin bütün suçunu Hitler’e ve “toplum bizi yargılıyor”a iten bu belgesel son derece de iş görür bir pozisyonda.

Sonuç olarak

Netflix, ısrar ve inatla algımızı belirli başlı yönlere evirmeye çalışıyor. Bunun aksine inanabilmemiz için, dünyada en fazla yanlış anlaşılma,  adına “fobi” geliştirdikleri islama yönelik de böyle güzel bir belgesel yapılması gerekli. Müslümanların terörist olmadığı, esasen semavi dinlerin içindeki en barışçıl, en insan haklarına değer veren din olduğunun hakkını teslim edelim bir kere.  Netflix Mason cemaatinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorsa buyursun burada da yanlış anlaşılma çok. Yoksa sırf adı Mohammed diye bir restoran işletmecisinin yer fıstığı yüzünden 6 yıl ceza alması dünyanın en büyük adaleti olmasa gerek.

[zombify_post]


Arkadaşlarınla paylaş

9

3 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Gerçekten entellektüel kişiliği ile karakter ve kültür bakımından insanı geliştiren bir site ve yazar mükemmel bir yazı.

  2. Çok yerinde bir eleştiri olmuş. Bu yazının bir yani da belgesel işinin o kadar da belgelere dayalı salt bilgi olmadığını anlatıyor. Zaten kadraj diye bir çerçeve ve yönetmenin inisiyatifi gibi bir gerçek varken belgesellerin dürüstlüğünden bahsetmek biraz sahtekarlık oluyor. Hele hele Netflix de işin içindeyse…