12 Öfkeli Adam: Makul Şüphe


Bu yazımda sürekli başlayıp başlayıp bitiremediğim, bitirince de neden izlemedim diye hayıflandığım 12 Öfkeli Adam filminden bahsedeceğim. Aslında filmi izleyince neden hep yarıda bıraktığımı sorguladım. Ama “her şeyin bir vakti, zamanı vardır ve zamanında gerçekleşir” düşüncesine inandığım için filmi tam vaktinde izlediğime inanıyorum 🙂 Her neyse geleneği bozmadan diğer film incelemelerimde olduğu gibi öncelikle 12 Öfkeli Adam ‘ın konusunu, sonra da çıkarımlarımı anlatacağım.

12 Öfkeli Adam ‘ın Konusu

Bir cinayet davasında 18 yaşındaki bir genç, babasının katili olmakla itham edilmektedir. Tanıkların ifadesi, deliller ve gencin zayıf savunması sonucunda çocuğa kesinlikle suçlu gözüyle bakılmaktadır. Mahkeme biter ve 12 kişilik jüri heyeti istişare odasına çekilir. O oda artık o gencin kaderidir. Oradan çıkacak kararla ya beraat edilecektir ya da elektrikli sandalyeye gönderilecektir.

12-0 çıkacak karar sonucunda gence kader tayin etmek üzere jüri masa başına toplanır. Lakin bir sorun vardır. Oylama sonucu 11-1 ‘dir. 8 numaralı jüri üyesi Mimar oyunu suçsuz olarak kullanmıştır. Bu oyu kullanmak için makul şüpheleri olduğunu söyler. Sonrasında diğer jüri üyelerinin oyunu değiştirme mücadelesi verir. Bütün delilleri ve ifadeleri yeniden gözden geçirmeye çalışır. Filmin sonunda ise gencin suçlu olduğunu ısrarla iddia eden jürilerin aslında olaylara önyargıyla baktığını görürüz. Önyargı ve kişisel davalarını bir kenara bırakarak adaleti ikame etmeye başlarlar.

Filmi izlemeyenler için dikkat! Buradan sonrası spoiler içerir. İzledikten sonra okumalarını tavsiye ederim.

“12 Öfkeli Adam” Çıkarımlarım

Biraz sonra da zikredeceğim üzere 12 Öfkeli adam, sinematografi ve diyalog yönlerinden bir şaheser niteliği taşıyor. Filmde gözüme çarpan bir kaç anlatım unsurundan bahsetmekle başlayayım;

12 Öfkeli Adam filmi bizi bir plan sekans ile karşılıyor.Kamera hareketi ve zoomları ile dönemine göre çok profesyonel bir plan sekans olduğunu kabul edebiliriz 🙂 Öncelikle tanrısal bakış açısıyla binadaki insanların kanun önünde eşit olduğu anlatımı yapılıyor. Bu giriş ile kısa bir mekan tanıtımı yaptıktan sonra mahkeme salonuna giriş yapılıyor. Bir cinayet vakısasının mahkemesi olduğunu ve sonucunun jüriye bağlı olduğu Hakim’in sözlerinden anlaşılıyor. Hakim, celseyi sonlandırıp jüri heyetini istişare odasına gönderiyor. Gönderirken dahi sonuçta hiçbir şekilde bir değişiklik olamayacağını söylüyor.

Zanlı genç ve jüri heyeti odası
Zanlı genç ve jüri heyeti odası

Jüri heyeti salondan çıkarken kadraj genç zanlıda kalıyor şeffaflaştırılmış bir geçiş efekti kullanılarak istişare salonu görüntüsüne geçiliyor. Bu görsel aslında filmin en önemli görseli diyebiliriz. Çünkü bize görsel bir bümle kuruluyor. Çocuğun mahzun ve dalgın bakışları arasındaki endişesini görmemek mümkün değil. Bu anlamlı bakışlara iliştirilen cümle kısaca ” bu gencin kaderini birazdan bu odada konuşulacaklar etkileyecek” diyebiliriz.

Aslında bu tek mekan film, içeriğinde o kadar çok cümle barındırıyor ki izledikçe hep yeni bir cümle not ediyorum. Bu da 12 Öfkeli Adam’ın anlatımının ne kadar zengin olduğunu gösteriyor. Mesela heyet odaya geçince ilk gözümüze ilişen şey, binadaki hiç bir şeyin düzgün çalışmaması oluyor. Açılmayan pencereler, çalışmayan fan, bozuk havlu makinesi… Tabi bir de tabiat olayları da çok önemli bir rol taşıyor. Bunaltıcı ve sıcak hava da bir materyal durumunda bulunuyor. Bütün bunlar adalette bir sıkıntı olduğu cümlesini kuran küçük ama etkili anlatım malzemesi olarak kullanılmış. Bence çok da başarılı olmuş (ki bencesi kalmamış zaten film çok güzel 🙂

İsimsizlik ve Sosyal Rol Meselesi

12 Öfkeli Adam’ daki bir önemli unsur da isimsizlik… Yönetmen bilerek jürilerin isimlerini ön plana çıkarmıyor. Onların sadece mesleklerini ve büyüdükleri sosyolojik şartları öğreniyoruz. Bu da şu demek oluyor; adaletin tecelli edebilmesi için öncelikle kim olduğumuzu unutmalıyız. Ön yargıyı bir kenara bırakmak ve olaya objektif bakmak gerektiğinin altını çiziyor. Sonrasında ise her jüriye mesleklerine göre rol dağıtıyor. Saatçi, Satıcı, Reklamcı, Mimar vs… Tabi ki burada en önemli rolü üstlenen kişi mimar oluyor. Burada seçilen meslek ile rol özdeşleştirilmiş. Mimar’a düzenleme ve organize etme rolü biçilmiş ki bu meslek grubu da bu rolün altından kalkmış. Satıcı, tıpkı bir satıcı gibi davranıyor 🙂 yani işine o an ne gelirse ona göre karar verebiliyor. Diğer meslek ve toplum gruplarını temsil eden jüriler de aynı şekilde filmde kendilerine biçilen toplumsal rolü oynuyorlar. Yani kısaca şunu diyebiliriz ki, o istişare odası küçük bir ülke barındırıyor.

Makul Şüphe

12 Öfkeli Adam’daki önemli unsurlardan biri de demokrasi… Oylamaya ve insan fikrine ne kadar önem verdiklerinin öncelikle altını çizerken insanlar fikirlerini değiştirdikçe kalmayan demokrasi saygısı doğrusu göz dolduruyor. Öncelikle 1 kişi oylamada suçsuz oyu kullanıyor.  11 jüri, gencin suçlu olduğunu kabul ediyor. Bu durumda 11 kişi 1 kişiyi ikna etmeye çalışıyor. İkna edemeyince onu dinlemek zorunda kalıyorlar. Mimar aslında gencin suçsuz olduğunu düşünmediğini, sadece makul şüpheleri olduğunu söylüyor. Bu noktadan sonra Makul Şüphe tamlaması filmin kilit noktasını oluşturuyor. Şüpheler üzerine gidildikçe oylamanın da kaderi değişiyor. Tabi, bu oylamanın kaderini değiştiren bir çok nokta var. Ama hepsinin ortak noktası makul şüphe olması. Oylama 6-6 ya gelince artık her şeyin değiştiğini görebiliyoruz. Öyle ki binadaki sıkıntılar bile bir anda düzelmeye başlıyor. O sıcak ve bunaltıcı havada bir anda bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başlıyor. Yağmur materyali ile film bize, olayların berraklaşmaya başladığı mesajını veriyor. Aslında yağmurun bu şekildeki kullanımı, bizim kültürümüzdeki Yağmur rahmettir düşüncesine benzer bir anlatımdır.

Sonrasında bir çorap söküğü gibi olaylar çözülür. Ama bir sorun vardır 3 kişi gencin suçlu olduğu konusunda inat etmektedirler. Bir süre sonra anlıyoruz ki onların suçlu demelerinin nedeni çocuğun suçlu olmasına inandıkları için değil, kişisel ve sosyolojik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Kararlarının arkasında, sınıf farklılıkları, kanuna güven,kişisel hesaplaşmalar, çoğunluğa katılma iç güdüsü gibi sebepler bulunmaktadır.

8. Jüri üyesi Mimar’ın da dediği gibi;

Olayı nereye çekerseniz çekin, ön yargı gerçeği hep saklar.

[zombify_post]


Arkadaşlarınla paylaş

4

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir