The OA Dizi İncelemesi: Mağara Alegorisi, Psikanalizm ve Postmodernizm


2019 Mart ayında ikinci sezonunu yayınlamış olan The OA dizisi şüphesiz son zamanlarda yayınlanmış olan hikayesinin temeli en sağlam dizilerden biriydi. Diziyi severek izleyen herkes iki sezonu da tükettikten sonra bir anlam çıkarma çabası içerisine girdi. Hikayesini övmemin nedeni iki sezon boyunca belli bir çizgiden asla ayrılmayışıydı. Evet, dizinin yüzeyinde rahatlıkla görebildiğimiz bir ‘’Paralel Evrenler’’ konusu mevcut. Fakat ilk sezonun ilk bölümleri ve son sezonun son bölümü arasındaki bağ adeta hikayenin ekonomik amaçlarla uzatılmadığını hissettirdi bize. Ayrıca dizinin tabanına yayılmış felsefi, dini ve tarihi metaforlar zaman zaman göze batan oyunculuklara rağmen diziyi en iyi konumlardan birine oturttu. Dizinin son bölümünde Karim’in gül pencereden baktığı ana kadar diziyi klasik bir fantastik kalıpta izlediysem bile Karim’in gül pencerenin ışığı ile gözlerinin kamaşmasıyla gerçekleri görmesi ile benim de dizinin temelini oluşturan felsefeyi anlamam aynı ana denk gelmişti. Peki neden diziyi anlamlandırmaya en sondan başladım? 

Platon’un Mağara Alegorisi Ve ‘’The OA’’ İlişkisi

The OA
The OA

Platon mağara örneğini anlatırken zincirlerle sandalyelere bağlanmış, boyunlarını dahi hareket ettiremeyen insanlardan bahseder. Bu insanlar arkalarında yanan ateş vasıtasıyla önlerindeki duvarda oluşan nesnelerin gölgelerini gerçek zannetmektedirler. Ancak ‘’filozof’’ kişisi zincirlerini kırar ve mağaradan güneş ışığına çıkar. İşte platon ilk göz kamaşmasından burada bahseder. Gerçekler karşısında gözü kamaşan kişi başta gölgeleri dahi algılayamayacak fakat ışığa alıştıkça tüm gerçekliği bir süre sonra sindirmeye başlayacaktı. İşte tam burada dizide zincirlerini ilk kıran kişi Prairie olacaktır.

Bu yüzdendir ki kendini orijinal olarak adlandırıyor. (Yani The OA dizisinin ismindeki OA kelimelerinin de ‘’Original Angel’’ orijinal melek olduğunu çıkarabilmekteyiz.) Alegoriden farklı olarak Prairie gölgesini gördüğü nesnelerin dünyasına değil, doğrudan bizim yansımaları olduğumuz platonun da bahsettiği ‘’İdealar Dünyası’’na yolculuk eder. Gerçekleri tüm çıplağıyla gören ana karakterin göz kamaşması da haliyle uzun olacaktır. Prairie’nin kör edilmesi, gerçekleri kavrayışını kolaylaştırmak amacıyla yapılmıştır yani. Bunun nedeni ise kısa bir süreliğine idealar dünyasına gitmiş olan Prairie’nin geri döndüğünde uzun yıllar boyunca hatırlayacağı son görüntünün idealar dünyasına ait olmasıdır.

Eğer geri döndüğünde kör olmuş olmasaydı, uzun yıllar sonra gittiği dünyayı bir illüzyon veya rüya zannedecek ve yansımaların dünyasında gerçek benliğini unutacaktı. Bu sayede Prairie gerçek olan idealar dünyasına olan inancını asla kaybetmedi. Görüşünü geri kazandığı vakit ise zaten bu inancı asla kaybetmeyecek olgunluğa erişmişti. Platonun mağara alegorisinde mağaraya geri dönen filozof kişisi hala bağlı olan diğer kişilere gerçekleri anlatır ancak bazısı inanır bazısı ise inanmaz. Tıpkı dizide Prairie’nin tutsak tutulan diğer kişilere gerçekleri açıklama çabası gibi değil mi? Homer ona hemen inanırken tutsak olan diğer kişilerin ona inanması zaman alacaktır.

The OA Ve Psikanalizm

The OA ve Psikanalizm
The OA ve Psikanalizm

Birçok psikanalitik yöntem tüm sorunlarımızın ve hatta biyolojik varlığımızın doğumumuzdan bu yana yaşadığımız irili ufaklı travmalara bağlı olduğunu savunur. Dizi de Prairie’nin Nina Azarova’nın benliğini travmasını kabullenmesiyle çıkardığını fark etmekteyiz. Dahası ikinci sezonun başından bu yana Dr. Roberts benliğini alt edememiş Homer karakterinin de travmasının hatırlatılmasıyla gerçek benliğini su yüzüne çıkardığını izledik.

Nina karakteri kasıtlı olarak elektrikleri kesip kırmızı ışıkları devreye soktu ve Dr. Roberts’i camdan bir asansörde mahsur bıraktı. Tıpkı diğer boyuta 7 sene boyunca içinde mahkum kaldıkları kafes gibi. Ardından sarmal merdivenlerden Hap ile Prairie’nin diğer boyutta olduğu gibi çıkması Homer’ın bilincini bu boyutta da canlandırdı. Ayrıca ahtapotun aynı zamanda bir medyum olan Prairie’ye adeta bir seans uyguladığını da açıkça görmekteyiz.

Neden Postmodernizm?

Aslında diziye bitti diyemeyiz. Ancak ikinci sezonun son bölümünde gördük ki dizide oynadıkları rolleri canlandıran gerçek hayattaki sette yaşayan oyuncuların dahi var olduğu bir paralel evren var. Çünkü Hap’in Prairie karakterini canlandıran karaktere gerçek hayattaki ismi ile hitap etmesi bu evreninde bir gerçeklik olduğunu gösterdi bizlere. İşte kurgu dünyasında gerçek dünyadan referanslar verildiğinde buna biz postmodernist öğe diyoruz. 

The OA ‘da Son Olarak; Neydi Bu Gül Pencere?

Üstündeki desenlere de dikkatlice baktığınızda birbiriyle eşit büyüklüklere sahip desenlerin tekrarından oluşuyordu bu pencere. Ben de nasıl olduğunu anlamlandıramasam da bu pencere belli bir mekandaki tüm boyutlara aynı anda bakmaya olanak sağlıyordu. Karim’in bakmak istediği boyut kayıp kızın olduğu boyut idi. Tam o sırada Hap ve Prairie onun olduğu dünyaya zıpladıkları için Karim her iki boyutu da aynı anda görme olanağına erişti. Daha çok sorunun cevap bulabilmesi için belki de bir sezona daha ihtiyacımız vardır…


Arkadaşlarınla paylaş

1
1 puan

Bir Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste