Kapan Filmi: Bir Doğa-İnsan Çatışması


Fragmanını dahi izlediğimde beni heyecanlandıran bir filmden bahsetmek istiyorum; Kapan. Bu haftanın vizyondaki filmleri arasında sayabileceğimiz  Kapan filmi, Türkiye prömiyerini Boğaziçi Film Festivali kapsamında bu gece yaptı. Yönetmen Seyid ÇOLAK‘ın ilk uzun metraj filmi olan Kapan, salondaki seyirciyi de tatmin etmiş olacak ki alkışlar o yöndeydi.

Hikayesi, kurgusu ve görselleriyle bana kendini sevdiren bu filmin en önemli özelliği hikayesinin tek bir kişi etrafında dönmüyor olması. Beş balıkçının hikayelerini ihata eden film, hikaye anlatımı yönünden yönünden değerli bir yapım. İnceleme kısmında hikaye anlatımına değineceğim ama şimdilik filmin konusunu anlatıp inceleme kısmına geçelim 🙂

Kapan Filmi Konusu

Kapan filmi ağ toplama sahnesi sonrasından bir görsel

Beyşehir Gölü’ndeki Mada Adası’nda geçen Kapan filminin hikayesi doğa-insan çatışmasını konu alıyor. Adada yaşayan beş balıkçıdan birisinin ölümüyle hikayede bir kırılma noktası oluşuyor ve karakterlerin dönüşümünü izlemeye başlıyoruz. Hikayenin bir diğer kırılma noktası ise gölün buz tutmasıyla adaya kurt gelmesi. Ada halkının canavar olarak nitelendirdiği kurt, adada yavrular ve kendi için adada bir yaşam alanı oluşturmaya çalışır. Ada halkı bunun tehlikeli olacağını düşünür ve kurdun peşine düşerler. Bu kovalamaca, onların karakterlerindeki dönüşümünü daha da belirginleştirir. Böylece karakterlerin içindeki kurdun dışarı çıkmasını izliyoruz.

Kapan Filmi İncelemesi

Kapan filminden bir görsel

Kapan filmi cevapsız soruları seyircinin hayal dünyasına bırakan gizem dolu senaryosu ile doğa- insan çatışmasını anlatıyor.İzlediğim filmde karakter dönüşümü eğer beni ikna edemiyorsa, benim nazarımda başarılı bir yapım değildir. Kapan’da ise karakterlerin dönüşümü beni ikna ediyor. Bir cenaze ve kurt ulumasıyla başlayan dönüşüm, izleyiciyi filme kitlemeyi başarıyor. Bu dönüşüm, hikayenin bazı noktalarında bir yüzleşme şeklini alıyor. Mesela bir kaç yerde kurdun bakış açısından filme bakıyoruz. Burada yönetmen bize aslında canavarın kim olduğunu sorgulatıyor. Benim açımdan çocuğunun ölümüne kadar bu hikayenin canavarı Yakup’tu. Ta ki onun hüznü ve pişmanlığıyla yüzleşene kadar. En masumu görünen Turan karakteri ise finalde acaba mı dedirtiyor. Yakup’a yardım etmemesi onun masumiyetine gölge düşürüyor. Bu durumda şu cümle çıkıyor. “Salt iyi ve salt kötü yoktur. İyi bir insan içinde kötülük barındırabilir. Kötü bir insan da içinde iyilik besleyebilir.”

Filmin kurduğu bir diğer cümle ise “Doğadan aldığını doğa da senden alır.” cümlesiydi. Bu cümleyi müsbet de kursak menfi de kursak filmden iki manayı da çıkarabiliyoruz. Kurdun yavrusunu koruyan Turan’ın çocuğunun olması ve yavruyu öldüren Yakup’un ise çocuğunun meçhul ölümü bize bu cümleleri rahatlıkla kurdurabiliyor.

Cenaze sahnesi

Kadir’in meçhul ölümü de aslında küçük bir yerde çokça konuşulabilecek bir konuyken hiç konuşulmuyor. Yönetmenle yaptığımız röportajda bu durumu şöyle açıklıyor “Kadir’in ortadan kaybolması hiç konuşulmuyor bir süre sonra. Aslında bu biraz hayat gibi… Hayatımızda da birileri ölüyor. Aslında ilginç bir şekilde ölüyor ama onu orada bırakıp gidiyorsunuz. Bir daha belki onun hakkında hiç konuşmuyorsunuz veya düşünmüyorsunuz. Aslında Kadirin ölümü de biraz onu karşılıyor. En başta çok büyük anlam yükleyeceğimiz hissini veriyoruz. Sonra onu orada bırakıp gidiyoruz.” Filmdeki cenaze sahnesinin devamında ise tıpkı tabut taşır gibi küveti dört kişi omuzluyorlar. Cenazeyi çoktan arkada bırakmış, toprak atarak konuyu kapatmış bir şekilde hayatlarına kaldığı yerden devam ediyorlar. Kapan filmi bu konuya değinerek bana Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki ölünün yanına kavun koyma mevzusunu çağrıştırıyor.

Sonuç Olarak

Son sahnede verilen umut hissi filmi çokça samimileştirmiş. Keşke her film bir umut hissi bırakıp gitse derim hep. Bu film tam olarak o filmlerdendi. Seyid Çolak’ın ilk uzun metraj filmi olduğu için seyircinin aklında oluşan soruları yönetmenin tarzı yönünden cevaplayamasak da yine de ilk uzun metraj filmini çeken bir yönetmene göre hikaye anlatımındaki iddialı tavrı ile izleyiciye heyecan veriyor.Umarım uzun bir filmogrofisi olur ve biz de kaliteli sinema izlemenin keyfini süreriz.

(Film müziklerinden bahsedecek olursak filmin ritmi ile müziğin ritmi ahenk içindeydi. Filmin müziklerini yapan Ali Saran’ı da ayrıca tebrik ediyorum.)


Arkadaşlarınla paylaş

3

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste