İran Sineması ve 3 Film Önerisi


Sarhoş Atlar Zamanı ve Kirazın Tadı gibi çığır açan filmleri Dünya sinemasına kazandıran İran sineması tarihi, neredeyse bir yüzyıl öncesine dayanıyor. Pehlevi hanedanından Şah Rıza Pehlevi tarafından devrilinceye kadar, 1795-1925 yılları arasında İran’da hüküm süren son Türk kökenli hanedan olan Qajar (Kaçar) hanedanının bir üyesi, Muzaffer ad-Din Şah, 1900 yılında Paris’ten bir kamera getirerek, İran’ın sinema tarihini başlatır. Qajar hanedanının devrildiği 1925 yılında ise ilk sinema okulu açılır. Avrupa ve Amerikan filmlerinden farklı bir duruş sergileyen İran sineması ilk uzun metrajlı filmini 1930’da sergiliyor ve günümüzde de en etkileyici örnekleri ile sinemanın sihirli dünyasına katkıda bulunmaya devam ediyor.

İran Sineması

İran Sineması’nın Sihirli Dünyası

Her dönemde olduğu gibi, politik alandaki değişiklikler filmlerde yankılarını bulmuştur. İran sineması, seçilen Başbakan Musaddıq’ı deviren darbenin ardından gözle görülür bir dönüşüm yaşadı. Bu dönüşümün etkisi hala İran filmlerinde hissedilir ancak ilk olarak 1969’da Dariush Mehrjui’nin “Gāv” (İnek) adlı filmi ile başladı. Film, Venedik Film Festivali’nde Altın Ayı ödülüne layık görüldü.

1979’daki İran Devrimi, İran filmlerinde de yeni bir anlayış yarattı. Yeni İran rejiminin belirlediği kısıtlamalara rağmen, İranlı film yapımcıları senaryolardaki yeni konu ve karakterlerle durumun üstesinden gelmek için çabaladılar. İran filmlerinin son otuz yıldaki başarısı hakkında araştırma yapan sinema uzmanı İhsan Kabil, “İran toplumuna yakından bakmak bize İran Devrimi’nin etkilerini anlatıyor. İran sineması dahil birçok kurum devrimden sonra değiştirildi. İran sineması, diğer İran sanatlarının bir kombinasyonu olarak görülebilir. Filmler, İran tiyatrosu, müzik, resim ve edebiyatın bir araya geldiği aynı potada eriyor. ” diyerek bu durumu özetliyor.

Düşük bütçeleri ile bolca ödül alarak müthiş başarı gösteren İran Sinemasından 3 değerli esere değinmek istiyorum. Bugüne kadar izlediğim İran sineması eserlerinin bazılarını, günümüzde TLC adıyla daha magazinel bir yayın yapan zamanın CNBC-E Tv kanalında seyretme imkanı buldum. Birçoğunu ise kişisel çabalarla genellikle yurtdışından İngilizce altyazılı kopyalarını edinmek suretiyle izleme şansını yakaladım. Gelelim bu 3 İran sineması tavsiyesine;

Bicycleran (Bisikletli Adam – 1989)

1989 yılında seyirci ile buluşan Bicycleran (Bisikletli Adam), 1988 – 1989 yıllarında Pakistan’da çekilen dram türünde bir film. İran sinemasının başarılı örnekler verdiği dram türünde mutlaka izlenmesi gereken yapıtlardandır. Filmin senaryosunu kaleme alan Mohsen Makhmalbaf, aynı zamanda filmin yönetmenidir.

Bisikletli Adam; Nesim adında yoksul bir Afgan mültecinin, ağır bir hastalığı olan karısının tedavi masraflarını karşılamak için göğüs gerdiği hayat mücadelesini anlatıyor. Eşinin tedavi masraflarının üstesinden gelebilmek için, 1 hafta boyunca durmaksızın bir daire etrafında bisiklet sürmek üzere bir bahisçi ile anlaşan Nesim’i ve bu süreç zarfında olan bitenleri işleyen filmin en can alıcı sahneleri ise, babasını uyanık tutmak için yüzüne su döken ve tokatlayan oğlunun haykırışlarının yansıtıldığı bölümlerdir.

Khaneh Siah Est (Ev Karadır – 1962)

İran’ın yetiştirdiği en önemli şairlerden Füruğ Ferruhzad tarafından (Forugh Farrokhzad) yazıp yönettiği muazzam bir İran sineması eseridir. Film 20 dakikalık süresi ile Belgesel niteliğinde bir kısa filmdir. Cüzzamlılara Yardım Derneği’nin talebi üzerine çekilen film, Baba Bağı Cüzzamlılar Evi’nin hikayesini ve Cüzzam (Lepra – ya da Kara Veba) hastalarını konu alıyor. Aynı zamanda yine Baba Bağı Cüzzamlılar Evi’nin Tebriz’deki yerleşkesinde çekiliyor. Ferruhzad ayrıca, filmdeki görüntülere sesi ile eşlik ediyor. 1963 yılının Batı Almanyası’nda Oberhausen Film Festivali Belgesel Dalında En İyi Film ödülünü alan filmin en çarpıcı sahnesi ise kapanışıdır;
Öğretmen öğrenciye seslenir : İçinde ev olan bir cümle kur!
Çocuk karatahtaya yazar : Ev karadır.

Nema-ye Nazdik (Yakın Plan – 1990)

…ve bir Abbas Kiarostami filmi ile beraberiz. İran sineması konulu sohbetlerde adı sıklıkla geçen Kiarostami, çşık konuşmak gerekirse bu ilgiyi fazlasıyla hakediyor. Yakın Plan ‘da hem yönetmen, hem de senarist olarak görüyoruz kendisini. Fakat, filmin senaryosu Hossain Sabzian’ın yaşanmış hikayesine dayanıyor.

Filmde birçok karakter Hossain Sabzian karkaterinde olduğu gibi kendisini canlandırıyor. Peki Hossain Sabzian’ın hikayesi nedir? Hossain Sabzian, yoksul bir sinema sevdalısıdır ve hayatı sinema ile ilgili hayaller yüzünden alt-üst olur. Hasbelkader tanıştığı Tahran’lı önemli bir aileye kendisini ünlü yönetmen Mohsen Makhmalbaf olarak tanıtır ve bu aileyi çekmeyi planladığı yeni filminde önemli roller vermek üzere ikna etmeye çalışır. Sabzian’ın foyası ortaya çıkınca da, olayın yargı süreci başlar… Film de bu konu o kadar net ve doğal işlenir ki, mahkeme sahnelerinin kurgu mu, yoksa gerçek mahkeme sahneleri mi olduğu konusunda birçok spekülasyonlar dolaşır. Hakikaten de bunun ayırdına varmak da zorlanıyor insan… ki ben hala gerçek nedir, ayrıt edebilmiş değilim bu sahne ile ilgili. Lakin, yaygın kanı gerçek mahkeme sahneleri olduğu yolundadır. Film hakkında daha fazla spoiler vermeden, mutlaka izlemenizi tavsiye edeceğim. Ancak, filmin son sahnelerinde özellikle derinden etkileneceğinizi söyleyebilirim.


Arkadaşlarınla paylaş

0

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste