Rudolf Arnheim: Biçimci Sinema Kuramcıları


Rudolf Arnheim

Sinemayı anlamak için çok film izlemek yeterli değildir, sinema tarihindeki önemli kuramcıların düşünceleri, birbirlerine atıfta bulundukları ya da karşı çıktıkları noktalar da bir o kadar önemlidir. Biçimci sinema kuramcıları serimizin bir diğer kuramcısı sinemanın sanat olarak değerlendirilmesinde önemli bir yeri olan Rudolf Arnheim…

Arnheim, sinema perdesindeki görselliğin estetik değerini övmektedir. Filmde senkronize ses ve görüntü kullanımını eleştirirken, renkli filme ise karşı bir tavır sergilemektedir.

Ses kullanımının sinemaya çok az şey kattığını hatta bazı durumlarda görüntünün etkisini azalttığını söyler ve bu noktada da sinema görsel bir sanattır der. Rudolf Arnheim’a göre yönetmen, imgelerle aktarması gereken mesajını “kolaya kaçarak” bir diyalogla aktarmamalıdır.

Kişisel olarak Arnheim’ın bu görüşüne ben de katılmaktayım. Arnheim’ın yıllar öncesinde dile getirdiği bu durum günümüzde de gözetilmesi gereken önemli kurallardan biridir aslında. Karakterin ‘ben şu an sana çok kızgınım’ demesiyle, bunu mimikleriyle gösterebilmesi izleyici üzerinde farklı etkiler uyandırmaktadır. Özellikle günümüz kısa filmlerinin en önemli sorunu bence budur. Film üretim sürecinde, görsel olarak ifade edilebilecek olan durumlar, diyaloglarla anlatılmamalı, diyalog görseli desteklemelidir.

Arnheim’ın karşı durduğu ses ve renk ise günümüzde sinemaya oldukça çok şey katmaktadır. Teknolojik ilerlemeler bir noktada sinemayı farklı bir boyuta ulaştırmış ve içinde bulunduğumuz yüzyılda interaktif filmlerin varlığıyla yeni medya sinemaya entegre olmuştur.

Ve yeri gelmişken interaktif belgesel filmlere ilginiz varsa sizi interaktif belgesel film nasıl üretilir konulu yazımızı okumaya davet edeyim…

Rudolf Arnheim kuramında, kameranın çalışmaya başladığı andan itibaren gerçek dünyanın benzeri olan mekanik gerçekliğin ortaya çıktığını vurgular. Film üretim sürecinde yönetmen bir sanat eseri yaratmakla yükümlüdür. Bu yüzden Rudolf Arnheim yönetmene büyük bir sorumluluk yükler ve kullandığı aracın özelliklerini bilinçli bir şekilde vurgulayabilmesi gerektiğini düşünür. İletmek istediği mesajı yönetmen güçlendirmeli, yoğunlaştırmalı ve yorumlamalıdır.

Filmin fiziksel sınırlılıkları

Rudolf Arnheim’in sinema kuramının temelinde filmin fiziksel sınırlıkları bulunmaktadır. Filmin nasıl algılandığından çok nasıl yapıldığıyla ilgilenmektedir. Sinemayı sanat yapan gerçekliği eksizsiz bir şekilde yeniden üretememesidir. Teknik sınırlılıklar kayıt esnasında gerçekliği yeniden düzenlemeye zorlar ve bu da sinemanın sanat olmasını sağlar.

Arnheim’ın kuramında tek tek ele aldığı sınırlamalar şu şekildedir:

İki boyutlu yüzey üzerine görüntülerin yansıtılması;

Derinlik duygusunun anlamlı bir şekilde değiştirilebilmesi, görüntü büyüklüğünü değiştirebilme ve mutlak imge büyüklüğünün yarattığı sorunlar;

Aydınlatma ve rengin yokluğu;

İmgenin belirli bir çerçeveye yerleştirilmesi;

Kurgudan dolayı uzam-zaman sürerliliğinin yokluğu;

Diğer duyulardan gelen girdilerin yokluğu.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi İlkay Nişancı Kurgu Teknikleri ve Tasarımı Ders Notları / J.Dudley Arnheim, Sinema Kuramları a.g.e s.57

Sanat Olarak Sinema

Arnheim kuramında bütün bu sınırlamaların sinemanın sanat oluşunda nasıl bir etkisi olduğunu bizlere anlatmaktadır.

Film sanatının temellerini atan kuramcılardan biri olarak Rudolf Arnheim’ın Sanat Olarak Sinema kitabının izleri bugün hala sinemamızda hissedilmektedir. Sinemaya bir bilim adamı olarak yaklaşarak gelecekte önüne çıkacak olan problemleri sıralamaktadır.

Rudolf Arnheim teknolojik gelişmeyi neredeyse bütünüyle reddeder.

Sinemanın daha gerçek görünmesi için teknolojik anlamda çalışmalar yapan kişiler Arnheim’a göre sanatçı değil mühendistir.

Her yeni sinema teknolojisinin sinema salonlarının dolmasına katkı sağladığını söyleyerek sinema endüstrisine de atıfta bulunmaktadır.

Arnheim’ın bahsettiği filmdeki sınırlılıklardan biri de kurgu aşamasına gelindiğinde görüntüleri eleyerek seçme zorunluluğudur. Seçilen görüntüler bir filmide anlatılmak istenen mesajı algılamamız için yapılacağı gibi, daha üst bir anlam yaratmak için de kullanılabilmektedir.

Rudolf Arnheim’a göre, film zaman ve uzamın kullanılması yönüyle tiyatrodan daha özgürdür. Sinema filmsel zamanı ve filmsel mekanı etkili bir biçimde kullanabilmesi yönüyle yaratıcılarına alan açmaktadır. Oysa tiyatroda, görünen göründüğü gibi izleyiciye geçmektedir. Bu noktada kurgu önemli bir detaydır. Bir olayı anlatabilmek için farklı mekanlardaki planların birbirine eklemlenmesi gerektiğinden bahsetmektedir.


Arkadaşlarınla paylaş

1

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçiniz
Kişilik Testi
Bir seri soru sonrası kişilikle alakalı bir sonuç çıkart
Soru Cevap
Doğru ve yanlış cevaplar ile bir konu hakkında bilgi birikimini test et
Anket
Oylar ile bir tercihin seçilmesini sağla
Yazı
Görseller ve videolar ile süslenmiş yazılarınız için
Liste
İçeriğinizi listeleyerek sunun
Açık Liste
Oylanması için bir anket oluşturun
Puanlı Liste
Puanlanarak en iyi içeriğin seçilebildiği liste