The Witcher Yoksa Yeni Bir Game of Thrones Mu Olacak?


The Witcher, Netflix ekranlarında yayınlandı. Baya hypelandı, sevildi. Boşluk kabul etmeyen pop kültür bu sefer de Game of Thrones dizisinin yerine The Witcher’ı yerleştirmeye çalışıyor. Peki bu ne kadar tutarlı?

Şimdi elbette benden ciddi ciddi The Witcher incelemesi isteyen insanlar mevcut. Ancak inanın Marriage Story incelemesi yaptığıma dahi pişman oldum. O kadar çok yapılmış o kadar çok insan görüş bildirmiş ki, google amcada 4. sayfada yer bulabildik anca. (tabi şahsen seo işlerinden hiç anlamamamın da etkisi olabilir) Bu sefer de İMDB’si 8.8 olunca öyle çok spoiler içermeden bir başka açıdan bu diziye bakmak istiyorum.

The Witcher neden bir Game of Thrones olamaz?

Daha öncede popüler düşüncenin aksine linç edilme pahasına düşüncelerimi söylemiştim. Film ve dizi eleştirisi yapmanın sonu bazen kötü bitebilir. Game of Thrones’un son sezonu hakkındaki düşüncelerim de bunlardan birisidir. Baya terse düşmüştük. Şimdi de terse düşmek pahasına bu yazıyı kaleme alıyorum. Ölseniz de bitseniz de The Witcher asla bir Game of Thrones olamaz.

Game of Thrones çok güçlü bir karakter incelemesine dayanmaktadır. Game of Thrones izleyen birisi hangi karakterin neyi neden yaptığını iliklerine kadar bilir. Buna rağmen öyle dönüşler ve entrikalar oluşur ki GOT’da ancak duruma şaşırırsınız. Asla kimse karaktere şaşırmaz. Karakterlerini çok iyi tanıtır. Gizli karanlık köşeleri ustaca yerleştirir. En son sezonda bile demir tahta kimin oturacağı her zaman belirsizdi. Çünkü her karakter olabilirdi.

The Witcher ise ana karakterler üzerine belirli bir yoğunlaşma yaşasa da, karakter derinliği son derece az. Yapılması gerekeni yapan bir karakter var karşımızda. Dümdüz, bildiğiniz protogonist tiplemesi. Ama bir oyun için de son derece geçerli bir karakter dizaynı. Motivasyon basit. Kötüleri, canavarları öldür. Ama masum insanlara dokunma. Tek fark her şeyi karşılıklı yapması. Para ile yapması.

Şu konu çok önemli, Game of Thrones eğer oyun olsaydı berbat olurdu. Çünkü GOT, bir tasarıma, kollektif bir öykücülüğe, içsel ve dışsal bir çatışmaya aynı anda yer verirken, The Witcher ise oyun olarak muazzam. Çünkü sağlam bir antogonist kılıklı protogonist var. Badass dedikleri tip yani. Bu adam da duygu, aşk, ötekilik ve adalet sarmalındaki yanal çatışmalarla beslenerek davasının peşinde koşuyor. Yani daha bireye odaklı bir senaryo biçemi The Witcher.

Ama dizi incelemesi nedeniyle sektörel perspektifden baktığımda, The Witcher’ın evrenini kurmak çok daha ucuz. Bu ucuzluğa rağmen Netflix, sanki fakirmiş gibi, bir de kalkıp daha da ucuza kaçmış. Yani Amazon Prime ya da HBO alsaymış keşke bu yapımı dedirtti bana. O lenslerin kolpalığı, O ejderhanın kitschliği, canavarların CGI’ları eteklerinden dökülen banallığı, hele ki en sonundaki kale savaşlarını tarihi bir yer bulup çekmişler gibi, öylesine özensizlik de baydı. Henry Cavill dışındaki diğer oyuncuların performansları da orta ve bazen orta altı durumda. O kısma da para harcamadıkları belli. Özellikle Yennefer’a taktım kafayı. (Şahsi görüşüm: Eva Green dururken başka hiçbir oyuncu bu dünyada Yennefer olmamalıydı. )

Karakter Gelişimi

Bakın bu da Yennefer

Gelelim bir başka duruma, Senarist karakter geliştirmeyi bilmiyor. Diyaloglara o kadar kafayı takmış, aksiyona ve dramatik yapının ritmine o kadar gömülmüş ki, kafayı kaldırıp canım Yennefer’e zaman ayıramamış. Karakter’in aniden bebek istemesindeki o acelecilik… Plaja bebek gömdüğü sahneden anlamadın mı öküz diye jawslamayın arkadaşlar, anladım. ama çare arama yolculuğu, evlat istemesi, çok düzensiz ve sıçramalar ile dolu. Bunu geçelim, Istredd ile aralarının bozulmasındaki o hız, Geralt ile alelacele birbirlerine bağlanmaları. Yani saymakla bitmez. Evet her birisinin eminim güzel bir açıklaması olur, ama senaryo tekniği bakımından olmaz. Birey hikayesi olmasının en büyük dezavantajı burada. yanal karakterlerin nedensellik bağları çok zayıf. Her önüne gelenin Ciri’yi bağrına basmasındaki gariplik gibi… Hep kızım olsun istedim, artık sen varsın ehi ehi.. sizce de banal değil miydi ?

Game of thrones’da bir karakter üzerine saatlerce inceleme kasabilen, teori videolarıyla Nerd’cükleri bağlayıp youtube’da cukkalayan arkadaşlar eminim buradaki karakter psikolojisinin nedensiz savrulmaları karşısında baya zorlanacaklar. Ha kitabı okurlar, oyunu oynarlar bir yerlerden bilgi sahibi olurlar. Ona da eyvallah.

Sonuç itibariyle The Witcher yeni bir Game of Thrones olamaz ama kendi yolunda başka bir keyifli eğlenceliğe evrilebilir. Ben de ikinci sezonu heyecanla bekliyorum. Çünkü bütün sezon birbirini arayan, anası babası nenesi ve sevdiği herkes ölmüş Ciri’nin anlamadığı bir şekilde kader bağıyla bağlı olduğu Geralt’a kavuşması anında kocaman bir sarılma ve ardından ilk cümle olarak “Yennefer kim?” diye sorması, senaristin bu kolpa sahneden nasıl çıkacağını merak ettirdi.

Küçük Bir Dip Not:

Ama hiç yapmak istemediğim bir eleştiriyi burada yapmak zorunda kalarak bu yazımı bitiriyorum. Eğer bir şeyi hakkıyla kritize etmek istiyorsanız, onunla aranızda bir maddi bağ olmamalıdır. Hiç kimse reklam aldığı yeri hakkıyla eleştiremez, iyisini cilalar, kötüsünü yutar. Bunu anlamak için kahin olmaya gerek yok. sineg. net’ in avantajı, biz maaşla çalışmadığımız için (ekşisözlüğün aksine 🙂 ) giderlerimiz, hosting ve arada bir teknik iyileştirme için harcadığımız, editöryal için, sosyal medya için vs. ufak tefek meblağlar ile sınırlı (bir iki arkadaşa giden para da inanın aylık çay parası değildir).

Netflix’ten reklam almanın bir site için önemini anlamayacak kadar izansız değiliz. Ama o zaman hiç olmadı Witcher incelemesini ya pas geçin, ya da hakkıyla yapın. Bir başka çözüm de başına sponsorlu gönderi demeniz olabilir. Bu da tamamen dostane duygularla yapılmış bir öneridir.

[zombify_post]


Arkadaşlarınla paylaş

2

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Gelen gideni her zaman aratır. Çünkü güzel şeyler hep devam etsin istiyoruz. Bu tatminsizlik insanoğlunun en kötü yanıdır belki. Sırf bu yanımız yüzünden sanatımız bile doğru dürüst şekillenemiyor. Bırakalım GOT efsanesi bir efsane olarak kalsın. Zaten öyle olacak. Ama gel de anlat işte 🙁