Gece Gelen: Cin Bebek / Türkiye’de Korku Filmi Mantığı


Merhabalar, bugün Türkiye’deki korku filmlerine dair bir eleştiri yazısı ile karşınızdayım. Geçen gün güzel şeyler var mıdır düşüncesiyle vizyondaki filmlere bir bakınayım dedim ve Gece Gelen: Cin Bebek filmini gördüm. Gördüğüm zaman ister istemez direkt “Ulan cinli film yapmaktan bıkmadınız mı?” dedim. Fragmanını izledikten sonra da Türkiye’deki korku filmlerinin mantığına dair küçük bir film eleştirisi yazmak istedim.

Neden Sadece Dini Hikayelerden Korkuyoruz?

Türkiye'de Korku Filmi Mantığı
Bence bu çok komik 😀

Ya da neden bizi dini hikayeler dışındaki konular ile korkutamıyorlar? Neden Türkiye’de hep “cin”li korku filmleri çekiliyor? Aslında içinde dini hikayeler olmayan korku filmleri de çekiliyor ancak tutmuyor. Mesela geçen haftalarda Güzelliğin Portresi isimli gayet normal, insanların dini korkularını sömürmeyen bir film vizyona girdi ama korku filmi seven kaçınız gitmeyi düşündü ya da filmden haberdar oldu? Ben film çıkmadan önce YouTube üzerinden küçük bir eleştiri videosu ile haberdar olmuştum. Ve gayet de güzel olabileceğini düşündüğüm bir film olarak aklımda kalmıştı fakat izlemedim. Ben korku filmi sevmiyorum. Fakat korku filmi eleştirisi yapmayı severim.

Türkiye’de Çekilen Korku Filmlerinin Mantığı Ne?

Türkiye’de çekilen korku filmlerinin çoğu, insanların dinlerini doğru bilmemesi durumundan faydalanıyor. Tamam oldukça muhafazakar bir ülkeyiz ama yanlış muhafazakarlık yaptığımız için aslında dinimizde olmayan şeylerin hikayelerini “gerçek” olarak yansıtan her yapımdan korkuyoruz. E işin içinde din olunca da filmin duygusu kişiye harika geçmiş oluyor ve sonra izlenilen film hooop birden harika bir film haline geliyor. Bu durum ülkedeki korku filmi anlayışını inanılmaz derecede baltalıyor. Hatta sinema kültürünü baltalıyor. İnsanlar gerçekten sanat eseri olan filmlere gitmek yerine korku filmlerine gitmeyi tercih ediyor çünkü alışmışlar.

BÖÖÖAAAÜÜHÜHHHAAAAA!!!

Konu sadece filmlerin dini meseleleri ele almasından da ibaret değil. Ben, korku filmlerindeki amacın, insanları aniden ekrana çıkan ve var gücüyle bağıran bir canavar ile korkutmak olması gerektiği fikrine çok karşıyım. Cinler filmlerdeki gibi de değil, cin çıkartan hocalar da filmlerdeki gibi değil, büyü falan zaten tamamen safsata. Yok öküz başıymış yok oyuncak bebekmiş yok ters üçgen ortasında gözmüş Allah aşkına yastığınızın altında bir büyü sembolü görseniz güler çöpe atarsınız ama süslenmiş efektler ile çekilen aynı sahneye korkuyorsunuz.

Bir Garip Ama Güzel Dizi: Masum

Masum
Masum

Geçenlerde Masum adında bir mini dizi izledim. Netflix’te yayınlanan bir Türk dizisi. Dizide Haluk Bilginer, Nur Sürer, Ali Atay, Okan Yalabık, Serhan Keskin ve Bartu Küçükçağlayan gibi usta isimler oynuyordu. Dizi bir cinayeti örtbas etmeye çalışan bir memur ailesinin etrafında dönen olayları işliyordu. Okan Yalabık, dizide şizofren bir adamı harikulade oynuyordu. O kadar güzel oynuyorduki konunun ve senaryo işleyişinin de güzel olmasının verdiği etkiyle onun sahnelerinde ben epey bir geriliyordum. Bu dizi yorumu da umarım size bu eseri izletir. Yani şimdi sorsanız bence Masum dizisi Gece Gelen: Cin Bebek filminden daha korkunçtur. Çünkü mantık var.

Gece Gelen: Cin Bebek Filmine de Biraz Değinelim

Kötü. Çünkü artık arkaplanında korkunç bir müziğin çaldığı cinli köy hikayeleri ve aniden kapanan kapılar insanları korkutmuyor.

Neyse, velhasıl-ı kelam artık lütfen dini konuları ele alan korku filmi yapmayın. Oturun güzel güzel bir senaryo yazın, mantıklı sahneler çekin ve Türk sinemasına katkı sağlayın. Lütfen :).


Arkadaşlarınla paylaş

0

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir