Yeni Dini Hareketler Bazında Wild Wild Country Belgeseli


Son zamanlarda sosyal mecralarda adeta bir filozof, bir edîb gibi sözleri paylaşılan bir isimden bahsetmek istiyorum; OSHO! “Bir bilgin gibi lanse edilen bu zat kimdir?” Bu soru bir çok kişinin kafasını karıştırmaktaydı. Sözleri o kadar çok hayatımıza girmişti ki artık onu tanımak şart olmuştu. Bu yazıda konuyu iki tarafıyla inceleyeceğim. Birincisi YDH nedir? İkincisi ise bu tarikat Wild Wild Country belgesel dizisine neden konu olmuştur?

Yeni Dini Hareket Bazında Osho/Bhagwan Shree Rajneesh ve Tarikatı

a) Yeni Dini Hareket Nedir?

(YDH: Yeni Dini Hareket)

Yeni Dini Hareketler1950’lerden itibaren ortaya çıktığı kabul edilen hareketlerdir. 1980’lerden sonra hatrı sayılır derecede nüfusu ve çeşitliliği artmıştır. Çıkış noktası “Sekülerizm ve Modernizme” dayanan bu hareketler insanın modern zamandaki manevi arayışlarına bir cevap oluşturmaya çalışmaktadırlar. 

(Sekülerizm ve modernizm meselesini biraz daha açmaya çalışalım.) Modern Batı, pozitivisttir. “Medeniyet”lerinin inşasında metafiziği ücra köşelere atmışlardır -Bu durumun kökeninin Reform dönemlerine dayandığı kuvvetle muhtemeldir.-Bu durum sonucunda modernitenin temelinde çatırdamalar başlar ve Moderniteye tepki olarak postmodernizm doğar. Bu dönemde metafizik açlık hat safhaya ulaştığı için bu açığı kapatacak yeni oluşumlara toplum ihtiyaç duyar. Elbette ki bir toplumda bir boşluk hissediliyorsa onun doldurulması kaçınılmaz bir durumdur. 1950 yıllarına gelindiğinde artık YDH’ler kendini göstermeye başlar. Bir bakıma YDH’ler için Batı’nın geç kalmış Metafizik açılımı demek de mümkündür.

“Her yeni medeniyet, metafizikle açılır”

“Her yeni medeniyet, metafizikle açılır” der Nurettin Topçu. Batı, metafiziği reddettiği an medeniyeti de reddetmişti. Medeni bir varlık olan insan, metafizik gerçeğini reddetmeye  daha fazla katlanamadı ve ihtiyacın hasıl olması sonucu YDH’ler doğdu. 

Peki yerleşik dinler neden metafizik boşluğunu doldurmada fonksiyonel rol oynamamıştı? Dünyanın en hızlı çağında ortaya çıkan YDH’ler çağın ruhunu yakalamakta kiliselerden daha mahir davranmaktaydılar. Aynı zamanda yerleşik dinlerin bir çok yönden hataya düştüğünü savunmaktaydılar. Bu hataların en büyüğünün de çağdaş hayata uyum sağlayamamaları olduğunu söylemekteydiler. 

Dinin bireyselleşmesi anlamında mistisizmi ön plana çıkaran YDH’ler de zamanla dünyevi esaslara değer verip maddi sömürüye yönelerek eleştirdikleri kiliselere benzemişlerdir. Özellikle tabiri caizse kaymak tabakadan gelen müntesiplerinin sayısı hatrı sayılır derece fazladır. Bu tür tarikatler medya aracılığı ile misyoner faaliyetlerini gerçekleştirmektedirler. Bir çok YDH tarikatını ele alan sinema filmleri ve belgeseller çekilmiştir. (Deneme olarak yazdığım bu inceleme yazısını bir seri haline dönüştürmeyi düşünüyorum. Jedizm, Mormonizm, Quackerler…)

b) Osho/Bhagwan Shree Rajneesh ve Tarikatı

Bir YDH örneği olarak karşımıza çıkan Rajneeshpuram Tarikati 1980’li yıllarda zuhur etmiştir. Tarikat lideri Bhagwan Shree Rajneesh olarak bilinse de kurucusu Bhagwan’ın sekreteri ve sağ kolu olarak bilinen Sheela’dır. Dönemindeki en büyük mülteci yolsuzluğunu yapmış olan bu ilginç tarikat Wild Wild Country belgesel dizisine konu olmuştur. Yapılan bütün yolsuzluklar belgeselde sağlam dramatik yapı ile anlatılmaktadır.  

Tarikat derken nüfus olarak öyle küçük çaplı bir sayı akla gelebilir ama 1980’de doğan Rajneeshpuram tarikati için 80.000 kişilik bir komünden bahsediliyor. Tarikat müntesipleri de nüfus sahibi insanlardan oluşuyor. Basit bir örnek olarak The Godfather‘ın yapımcısının eşinden bahsedilebilir. Çıkış noktası her YDH gibi spiritüalite olan bu hareket her ne hikmetse gözünü beyaz yakalılara dikmiş. Örnek olarak; Godfather’ın yapımcısının eşi olan Hasya, komünün içine girmekle kalmamış Sheela’yı da yerinden etmiştir. Tabi bunlar Amerika‘ya yerleştikten sonra oluyor. 

Hindistan’da Osho ve Tarikati Doğuyor

Hindistan’da kendi halindeki diğer bir çok tarikat gibi bir tarikat iken genç yaşta yazdığı kitaplar ile popülarite yakalayan Osho, verdiği vaazlar ile kendisine müritler toplar. Kitapları bestseller listelerin başında iken Batı’dan akın akın insanlar sadece onu görmek için Hindistan’a gelirmiş.  Hedefi o zamanlar Hindistan’da bir komün kurmak olan Osho, döner sermayesini oluşturmayı kısa zamanda başarmış ve meditasyonu bir ürün olarak pazarlamaya başlamış. İnsanların Osho’ya yönelişinin en önemli sebepleri cinselliği olduça esnek bir kalıba koyması ve bütün dinleri reddedip sınırları kaldırmasıydı.

Bir çok insan onun ikinci Buda olduğuna inanmaktadır. Buna inananlardan biri de Sheela’nın babasıydı. 16 yaşındaki Sheela’yı Osho ile tanıştırır ve ona teslim eder. Osho Sheela’daki zeka parıltılarını görüyor ki bütün organizasyon işlerini ona emanet eder. Tarikatin asıl kaderi de bu noktada değişmeye başlar. Çünkü Sheela ekonomi konularına hakim bir kadındır ve bu konuda oldukça kıvrak bir zekaya sahiptir. Bir topluluk var ise ortada buna ekonomi oluşturulması o topluluğun kaderini değiştirir. Nitekim öyle de olmuştur.

Amerika’nın Başına Bela Olan Tarikat !

(Burası belgeselin konusunu oluşturmaktadır.)

Osho artık Hindistan için bir sorun olarak görülmeye başlar. Alınan tehditler sonucu Sheela ABD‘de -meçhul bir parayla- Oregon eyaletindeki Antilop bölgesinde 25.000 hektarlık bir çiftlik yeri satın alıyor. Elli yaşındaki Osho, sağ kolu Sheela ve bir miktar mürit Amerika’ya taşınırlar. Antilop Kasabası ise yaşlı insanların yaşadığı yaklaşık 100 kişilik nüfusu olan bir bölgedir. Tarikat’in bütün müritleri akın akın çiftliğe gelmeye başlarlar. Kısa sürede kasaba 80.000 kişilik bir komün haline gelir. Osho’nun müritleri hergün evler, dükkanlar inşa etmektedirler. Kupkuru bir dağ olarak aldıkları bölgeyi kısa sürede şehir haline getirirler.

Kasaba sakinleri olay karşısında çok şaşkınlardır. Aynı kıyafetleri giyen, düzenli olarak yüksek sesli ritüeller düzenleyen 80.000 kişi ile karşı karşıya kalmışlardır. Üstelik her gün sayıları çoğalmaktadır. Birbirleriyle oldukça samimi olan kasaba sakinleri durumdan hiç hoşnut değillerdir. Barbekü partileri ve tavşan avları tek eğlencesi olan insanlar için bu oldukça gerilim hattı yüksek bir durumdur. Bu gerirlim hattını oluşturan en önemli sebep Sanyasin’lerin özgür cinsellik düşüncesiydi. Oldukça muhafazakar olan kasaba bu durumu kaldıramıyordu. Bölge halkı kültürlerinin izole edilip bölgenin tarikat tarafından ele geçirileceği endişesine düşer. 

Nitekim yersiz de sayılmaz bu endişeleri. Seçim dönemi gelince artık  her şey değişmiştir. Seçimleri Rajneeshee’ler(Osho müntesipleri) kazanır. Seçim sonrası kaldıkları oteller bombalanınca Rajneeshee’ler silahlanmaya başlarlar. Sonrasında Sheela uluslarası medyada gündem olur. Neredeyse her akşam bir TV programına konuk olur. İnsanlar, zalim konuşmaları nedeniyle Sheela’yı nazilere benzetirler. TV programları bir nevi tarikatin reklamlarını yapıyordu. Öyle ki kitap satışları da tavan yapar. Bu kadar olay artık Federallerin ilgisini çekmeye başlar. Komün’e karşı olan tehditler günden güne çoğalır. Komünün yok edilme düşüncesi bile Sheela’yı çıldırtmaya yetmektedir. Sheela kıvrak zekası ile buna da bir çözüm bulur. 

Peki Sheela Ne Yaptı?

Amerika’nın farklı noktalarında misyonerlik faaliyeti yapmaya başlarlar. Yedi bin küsur evsizi komünlerine çekmeyi başarırlar. Böylece seçmen kazanmış olurlar. Amaçları ise Rajneeshpuram olarak adını değiştirdikleri Antilop’u bir eyalet haline getirmektir. Seçim kurulu ise buna izin vermemiştir. Tüm bu çabaların tek bir gerekçesi vardır. “Meşrulaşma isteği” Alınan tehditler ile Komün yok olma tehlikesi içindeydi. -Ki şahsi kanaatim ahlak çatısı ile kurulmayan her oluşum yok olmaya mahkumdur- Sheela ise gayri meşru yollar ile meşrulaşmaya çalıştı.

Evsizler fikri başta işlevsel görünse de komün içinde büyük sorunlar yaşanmıştır. Komün’e getirdikleri yedi bin evsizi yaşanılan problemler sonrasında komünden atmışlardır. Bir zamanlar 100 kişinin yaşadığı  kasaba’da artık binlerce evsiz ve 80.000 kişilik bir komün vardır.

Oregonlulara karşı içi soğumayan Sheela 800’e yakın kişinin yaşadığı gıda zehirlenmesinin baş müsebbibi olarak gösterilmektedir.

Tüm bu olayların alevlendiği dönemde Osho ve Sheela bir kırılma yaşar ve Sheela bir sabah müritleriyle komünü terkeder. Sonrasında Osho bir çok suçtan mahkemeler ile muhatap olur. Mahir avukatlar sayesinde bir çok davadan yırtsa da Amerika onu bir tehdit olarak görmeye başlamıştır bile. TV programlarında boy göstermeye başlayan Bhagwan Rajneeshizm’i öldürdüğünü ilan ediyor. Müritlerini özgür bıraktığını söylüyor. TV programlarında alaşağı ettiği kariyerini böylece sıfırlıyor. Bhagwan’ı öldürüp Osho’nun doğumunu ilan ediyor.

Çok geçmeden gurumuz kaçarken yakalanır. Kaçacağı sırada uçaktan elleri kelepçeli bir  şekilde indirilir. Eyaletten eyalete yaşadığı sürgünler sonunda sınır dışı edilir. 59 yaşında Hindistan‘da ölür. Meçhul ölümü akıllarda soru işareti bıraksa da Sheela’nın bu konuda bir teorisi vardır. Sheela’ya göre “Hasya ve doktoru onu zehirlemişti. Meçhul mirası da hasıraltı etmişlerdi.”

Wild Wild Country

Belgesel” olarak artık çok farklı bir şeyler yapmak mümkün değil dediğimiz bu dönemde anlatım dili ile izleyiciyi 6 bölüm boyunca yakalayan bir yapıya sahiptir Wild Wild Country...

Osho dosyasındaki en büyük suçlar kitleleri zehirleme, telekulak ve göç yolsuzluğu olarak geçmektedir. Tüm bu olayları dramatik yapı içinde belgeler ile birebir yaşayan insanların ağzından dinlediğimiz bu belgesel dizisi 6 bölümden oluşmaktadır. Bölümler arasında bir kopukluk söz konusu olmadığı için 6 bölümü tek bir film gibi izlemek mümkün. Bu belgesel diziye Netflix aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

Bir önceki başlıkta içerikten elimden geldiğince bahsetmeye çalıştım. Belgesel olduğu için spoiler endişesi taşımadan yazdığım bir yazıydı. YDH’ler hakkında bir çok dizi ve film bulunmaktadır. Meraklısı için başka bir yazıda bunları tek tek kaleme almayı düşünüyorum.

[zombify_post]


Arkadaşlarınla paylaş

3

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir