Smoke Film İncelemesi (İddiasızlık Büyük Bir İddiadır)


Normalde filmografisine hakim olduğum yönetmenlerin filmlerini incelemeyi tercih ediyorum. Ama bu filmi ilk izlediğimde bende uyandırdığı hisleri anlatmak için filmografi bitirmeme gerek olmadığını düşündüm. Sonra bir kaç defa daha izledim.

Hikaye tamamıyla olsun, parça parça olsun minimal şekilde ilerlemektedir. “Küçük insanların hayatları” diyerek avam bir söylemde bulunmak istemediğimiz için mi minimal deriz?” Gibi bir soruyla karşılaşmışlığım olmuştu. Böyle bir soruya cevabım muhtemelen şu olurdu “Hikayesi anlatılmaya değer olan kimse küçük değildir, minimal derken sadece hikayenin anlatım üslubundan (Narrative) bahsedilmektedir.” Bu filmde de oldukça minimal bir anlatım kulanılmış. “Smoke” parça itibariyle minimal hikayelerden oluşan ve bütünüyle de minimal olan bir filmdir. Şimdi spoiler içerebilecek bölüme geçiyorum. Filmi mutlaka izleyin:)

Smoke – İddiasızlık Büyük Bir İddiadır

Filmden bir görsel

Sevilen Amerikan yazar Paul Auster’ filmin senaristliğini üstlenmiştir. 1995 yapımı filmin hikayesinin çıkış noktası aslında filmi ilgi çekici hale getiren bir durum.

The New York Times, bir Noel hikayesi yazmasını Paul Auster’dan ister. Paul Auster bu istek üzerine ‘Auggie Wren’s Christmas Story’ isimli bir hikaye yazar. Bu hikaye 5 yıl sonra çekilecek olan “Smoke” filmin hikayesinin çıkış noktasıdır. Hatta filmin 5. bölümü olan “Auggie” tamamen bu hikayeyi anlatmaktadır. Filmin 1. bölümünün hikayesinin kahramanı Paul’un, Paul Auster ile hatrı sayılır derecede benzerlik göstermesi ise neden Paul’u bu kadar çok sevdiğimizi açıklıyor; – karakterin yaşadığı acıya tanık olmak- senarist, kendinden parçalar katarak hikayeyi hayattan kılmayı başarabilmiştir.

Filmi belki de bu kadar çok sevmemin nedeni en sevdiğim filmlerden olan Amores Perros’u çağrıştırmasıydı. Hikaye, karakter benzerliği yoktu ama kompozisyonlarında kurduğu cümle bana Amores Perros’u çağrıştırmıştı; Hayatta küçük anlar vardı ve biz onları farketmesek de değişim ve dönüşüm onlarla başlıyordu. “Şunu yaşadım hayatım değişti” gibi saçma bir düşünceden bahsetmiyorum. Bardağı taşıran son damladan bahsediyorum, filmin bahsettiği gibi… Bu anlarda yolumuz birileriyle kesişiyor, hikayelerimiz kesişiyor. Film de bu kesişim noktasını konu alıyor.

Bazı anlar yaşıyoruz ve o anları tam değişimin olması gereken yerde yaşıyoruz. Yani bir anda olmuyor hiçbir değişim, dönüşüm. O halde sadece bardağı taşıran damlayı görmek, bardaktaki suyu inkar etmek değil midir aynı zamanda?

Film de iddiasız tavrıyla dikkat çekiyor. Sanki bardaktaki diğer damlaları önemsediğini de belirtiyor. Ya da “aman yaşayıp gidiyoruz işte, ne değişimi ne dönüşümü?” mü diyor? Bana kalırsa diğer damlaları da önemsiyor. Bunu sessiz sedasız, sadece dikkatli izleyiciyi tavlayacak bir tavırla yapıyor. Nasıl mı yapıyor? Senaryodaki çatışma zirvelerini törpüleyip geçişleri yumuşatarak, -ki böyle iddiasız filmler beni çok etkiler- kurduğu cümleleri bağırarak değil sessiz, sakince kurarak yapıyor.

Filmde bir hikaye yazarı olması hasebiyle bolca hikaye anlatılıyor. Her hikaye o kadar sinema ki “keşke filmi olsa da izlesem” dedim her birini dinlediğimde. Beni en çok etkileyen ise savaştaki yazar hikayesiydi. Sahi, iyi bir yazar öyle bir şey yapar mıydı?

Film, Auggie’nin tütün dükkanında başlayıp ve orada bitmektedir. “Hayatın bunca koşturması içinde biraz yavaşla ve soluklan” dercesine ki filmin 1. bölümünde de Auggie, Paul’a böyle der; “Anlamak için yavaşla…” Bazen yavaşlamak gerekiyor güzel şeyleri fark edebilmek için, yaşadığını hissedebilmek için… Auggie, her sabah aynı caddenin aynı noktasından aynı açıdan çektiği fotoğraflarla biraz olsun yavaşlayıp anlamaya çalışır. Bunu fotoğraflara bakan Paul’dan da ister. Yavaşladığında ise fotoğrafların arasında ölen eşinin de olduğu fotoğrafı fark eder.

Filmi izlerken Gülten Akın’ın “Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya” şiiri(İlkyaz) aklımda dönüp durdu. Yaşadığımızı hissedebilmek için bazen yavaşlamak, hatta durmak gerekiyor. Yoksa nasıl anlayalım insan olduğumuzu?


Arkadaşlarınla paylaş

1

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir