Sinema’nın Müzik ile Serüveni…


Sinema ile müzik ‘in birbiri ile ayrılmaz ikili olduğunu düşünenlerden olmanız, veyahut bu sürecin nasıl geliştiğini hiç düşünmemiş, merak etmemiş olmanız çok muhtemel. Yine muhtemeldir ki bu iki türün tesadüfen ikili birer ayrılmaz haline geldiğini duyduğunuzda iyice şaşıracaksınız.

Sinemanın ilk ortaya çıktığı yıllarda görüntülerin makaralı sistemlerle ve oldukça gürültü yaparak çalışan projektörlerle sağlandığını biliyorsunuz. İşte bu yıllarda ortaya çıkan gürültü sorununu çözmek adına çeşitli yöntemler deneniyor ve nihayetinde müzik denenince daha başarılı bir sonuç alınıyor. Müzik bu yıllarda sanatsal bir amaç gütmüyor, sadece sessiz sinemanın arka planındaki rahatsız edici gürültüleri maskelemek amacıyla kullanılıyor.

(makaralı projektör)

Bu tekniğin ömrü çok uzun sürmeden, arkadan verilen müziklerin psikolojik bir etki bıraktığı keşfediliyor. İşte bu keşif günümüzde de kullanılan tekniklerin anahtarı kabul ediliyor. Müziğin bıraktığı bu etki psikolojik bir formül haline geliyor ve anlatıyı güçlendirmeye başlıyor.

Örneğin; Filmde kötü karakter göründüğünde akorları azaltarak ürkütücü bir etki uyandırmak, bir kahraman gözüktüğünde ise tempoyu yükselterek heyecanı artırmak gibi…

Günümüzde bu etki filmi müziğe o kadar bağımlı yapıyor ki seyirci bunlardan bir kaçı olmayınca filmi eksik bulabiliyor. Bununda en büyük nedenlerinden birisi filmin müzikle bütünleşik yazılması, veya seyirciye doğrudan verilmeyen hikayenin sadece müzik ile verilmesi oluyor. Veyahut hiç biri olmasa dahi seyirci bunu bütünleşik düşünmeyi bir alışkanlık haline getiriyor. Çeşitli araştırmalar gösteriyor ki; müzik duygu verme amaçlı kullanıldığında izleyici hayalle gerçek arası bir noktaya taşıyor ve bu gerçeklik ile hayal arasında kalan nokta izleyicinin filmi büyüleyici bulmasını sağlıyor.


Müzik olmadan olmuyor mu diyenler için…

Sinemada müziğin bu kadar baskın görünmesine karşın filmin ve görüntülerin anlattığı şeyler duygusal veya anlamsal bir katkıya ihtiyaç duymuyorsa, olaylar müzik olmadan da başarılı bir şekilde anlatılabiliyor. Bunun geçmişte ve günümüzde bir çok örneği bulunmakta.

Örnek vermek gerekirse; Avusturya’lı yönetmen Michael Haneke’nin “Saklı” filmi müzik kullanılmadan etkili anlatımın nasıl yapılacağını gözler önüne seriyor. Yine ikinci bir örnek vermek gerekirse yapımcı Joel Coen ve yönetmen kardeşi Ethan Coen’in “İhtiyarlara Yer Yok” filmi hiç müzik barındırmamasına rağmen en iyi film ve en iyi yönetmen kategorisinde 2008 yılının “oscar” ödüllerini kazanıyor.

“ihtiyarlara yer yok” (2007)

Bir diğer önemli unsur da şu ki ; müzik düz görüntülere eşlik eden, film evrenindeki ses boşluğunu dolduran bir unsur olarak görülmüyor, aksine filmi tamamlayıcı bir ilişki içerisinde olduğu için bulunduğu sahnenin ruh halini değiştiriyor. Bu durum izleyicide ki algıyı değiştirip izleyiciye belirli bakış açısı kazandırıyor. Örneğin izleyici gördüğü görüntüden çıkardığı “anlamı” ona sunulan müzik ile değiştirebiliyor. Bir diğer örnek müziğin filme eşlik ettiği an ile birlikte de tarihi veya sosyal çağrışımlar ortaya çıkabiliyor.

Altını çizmek gerekirse burada esas mesele; anlatılmak istenen bir konunun görüntülerinin tek başına duygusal etkiler bırakamayacağı değil, müzik ile birlikte var olan anlamın derinleşebileceğidir. Veyahut anlam derinleşmeyip farklı meselelere dem vurabilir.

Bu yazıyı son olarak 6 madde ile sonlandırmak istiyorum;

  • İlk olarak müzik, yabancı sesleri maskeler.
  • İkinci olarak, çekimler arasında bir süreklilik ve akış sağlar. Örnek vermek gerekirse, birbirlerine bakan iki insanın yakın çekimlerinin görüntü geçişleri arasında oluşan duraksamaların müzikle doldurulması buna örnek verilebilir.
  • Üçüncü olarak, sahnenin dikkat edilmesi gereken kısımlarına seyircinin dikkatini yönlendirebilir. Sahnede vurgulanmak istenen obje bir sesle ilişkilendirilmiş olabilir.
  • Dördüncü olarak, anlatılacak ögenin görsel olarak vurgulanamayacağı durumlarda, belirginliği sağlamak amaçlı kullanılabilir.
  • Beşinci olarak, müzik, zihnimizde yer edip öyküdeki olaylarla etkileşimde olur. Bu sebeple filmlerde “leitmotiv” tekniği kullanılarak geçmiş ve gelecekle alakalı ilişkilendirmeler kurulabilir.

leitmotiv ; herhangi bir müzik parçasının tekrarlanan nakaratı

(yalnız müzikte değil edebiyatta da bir şeyi vurgulamak amacıyla kullanılabilir)

  • Altıncı olarak, müzik, insanlarda empati ve uyarılmayı artırdığı için filmdeki senaryoya ve karakter yerine kendini koyma ve kendini o evrenin içinde hissetme duygularını körükleyebilir.

Arkadaşlarınla paylaş

1