Joker – Sanatsal Villain


Yönetmenliğini Todd Phillips’in yaptığı, joker karakterini canlandıran Joaquin Phoenix ‘in performansıyla övgüler aldığı,  Batman’ın ezeli düşmanı, DC Comics’in meşhur kötüsü Joker’in ‘başlangıç’ hikâyesini aslında oluşumunu anlatan yapım üzerine çok yazı yazıldı.

Joker hakkında hem Joaquin Phoenix’in performansı, filmin sinematografik yönünü ve elbet de unutulmaz Oscar ödüllü müziğini yapan Hildur Gudnadottir hakkında yazı kaleme almak da artık bana farz oldu.

Joaquin Phoenix

Joaquin Phoenix

Öncelikle filmin başrol oyuncusu Joaquin Phoenix’den başlamak istiyorum. Ben ilk gladyatör filminden tanımış ve performansını çok beğenmiştim. Birçok yapımda başarılı işlerde rolüyle altından çok iyi çıkan bir oyuncudur. Bazıları ne yazık ki ilk olarak joker filmi ile tanımıştır. Oysa ben Joaquin Phoenix’in’in birçok filmini izlemiş bir olarak kendisini çok başarılı bulmuşumdur.

Joker filminde Joaquin karşımıza Arthur rolüyle çıkmaktadır. Arthur, palyaçoluk yaparak geçimini sağlayan ve yaşlı hasta annesi ile beraber 1970’lerin Newyork’unda geçirmektedir. İşini severek yapar ve insanların onu beğenmesi, onları güldürebilmesi onu mutlu etmektedir. Ve tek hayali ünlü bir komedyen olmaktır. Aslında filmin hikâyesi basit bir konuyu ele almıştır. Fakat Arthur karakteri ayrıca patolojik boyutta gülme krizi tutan bir hastalığı bize yansıtmaktadır. Joaquin phoenix bunu izleyene başarı ile aktarmış ender oyunculardan biridir. Çünkü film boyunca patolojik olarak süregelen gülmek gibi zor bir rolü ve duygu durumlarını izleyen üzerinde ağır bir etki bırakarak vermeyi başarmıştır.

Akıl sağlığı ile ilgili bu karakteri yansıtan film için o yüzden +18 yasağı bazı sinema salonlarında getirilmiş olup, içinde şiddet sahnesinden ziyade bu ağır akıl hastalığının etkisinin olumsuz olacağı düşünülmüş olacaktır.

Joaquin Phoenix iki sahnede doğaçlama yapmış ve bu sahneler oyuncuyu zirveye taşımıştır. Dans sahnesi ve buzdolabına giriş sahnesi oyuncunun o anda yaptığı bir doğaçlamadır. Bunun yanı sıra yüz ve beden hareketleri ile aksiyon filmi olmamasına rağmen oyuncun karakteri aktarması ve bu hikâyeyi canlı tutması filmi izlerken izleyeni zirvede tutmasıdır ve asla sıkılmadan sonuna kadar meraka izlenmesidir.  Filmi zirveye taşıyan her ne kadar joaquin phoenix olsa da -ki bu kesinlikle böyledir- yan karakterlerle de başrol oyuncusunu beslemeyi iyi başarmış.

Arthur karakterinin başından geçen olumsuz, travmatik olayların onu nasıl jokere dönüştürdüğünü iyi sentezlemiş, hatta çocukluğundan beri yaşadığı olumsuzlukların ihanetlerin, kötülüklerin onu villain olan jokere verilmesini bize oyuncu Joaqin phoenix çok çok iyi aktarmıştır.

Joker olarak Heath Ladger vs. Joaquin Phoenix

Heath vs. Joaquin

Filmi birkaç kez izledim. İlk izlediğimde şiddet sahnelerinden bir olan komedyeni (Robert de Niro) canlı yayın tv Show programında öldürmesi kısmının çok mu gerekliydi bu hiç iyi olmadı. Düşüncesi beni sarmıştı. Ve olumsuz eleştiri yapmıştım. Ama ikinci izlediğimde bu fikrim değişti. Çünkü insanlar ne yaşarsa yaşasın kötüyü haklı göstermek olurdu. Kaldı ki joker her zaman dc de kötü ve çok çok kötü karakterdi. Bunu neden mi yazma gereği duydum çünkü bilindiği üzere 2008 yapımı olan dark night batman serisini oynayan heath ledger joker karakterini çok güzel oynamış, hatta joker kötü karakter olmasına rağmen çok sevilmiş replikleri capslere konu olmuştu.

Joker filmi bir batman filmi kesinlikle değildir.

Hele aksiyonu hiç aramayın. Joker filmi bir sanat filmidir bana göre. Joaqin phoenix rolünü hakkını fazlasıyla vererek hakkından gelmiş üzerine ders niteliğinde konu olacak, konuşulacak çok konu olduğu gibi, en iyi dalında Oscar akademi ödülünü fazlasıyla hak etmiştir. Elimde olsa o heykelcikten üç adet verirdim. 2019 un bana göre insanda en fazla etki yaratmış oyuncusu olarak görüyorum. Bu noktada Heath Ladger Joker’i bir noktaya taşımış Phoenix de bayrağı onun bıraktığı yerden daha uzaklara götürmüş diyebiliriz.

Joker bize ne anlatıyor?

Filmin konusu olan Joker’e gelirsek başında da dediğim gibi konu son derece basit bir konu. Etrafında sürekli ihanet, haksızlık gören maddi durumu kötü olan bir insanın isyan edip, kötü bir insana nasıl dönüştüğünü işliyor. Klasik bir kahramanın dönüşümü hikayesi ama bu sefer iyiye değil, kötüye doğru…
Bunu film, duygu durumu bozukluğu olan patolojik gülme krizleri ile kendini gösteren ama ezik, prokovatif bir kahramanı kullanarak gerçekleştiriyor.

Sosyolojik arkaplan…

Yönetmen  Todd Phillips’i aslında daha çok komedi filmlerinin yapımcısı olarak biliriz. Komik sahnelere de filmde ara sıra rastlıyoruz. Misal, Arthur’un evine gelen cüce ve ona silah verip çocuk hastanesindeki çok sevdiği işinden atılmasına neden olan diğer palyaço arkadaşının gelmesi ile Arthur’un onu bıçaklaması ile gelişen olayın olduğu sahnede Arthur cüce olan arkadaşına dokunmaz. Ona gidebileceğini söylemesi ile boyu yetişmediği için kapının kilidini açamaması zıplaması sinema salonlarındaki herkesi kahkahalar ile güldürdü.

Düşene gülersin çünkü ayaktasındır.

Oysaki ben samimi olarak şunu belirteyim düşene gülersin çünkü ayaktasındır. Yönetmen bana göre harika bir sosyal deney yapmıştır. İnsanoğlunun bencilliği, kötülüğü, farklı özelliği olan insanlara alaycı, küçümseyen ve ayrımcılığa maruz bırakan bu çirkin tutumunun halen geçerli olduğunu da kanıtlamış olmasıdır.

Yönetmen Todd Phillips…

Todd Phillips, yönetmen olarak da başarılı bir iş çıkarmış başrol oyuncusunu zaman zaman özgür bırakmış ve ortaya bir başyapıt çıkarmıştır. Filmin açıları, renk uyumu, yeşil perde kullanılmadan bronks un sokaklarında doğal çekimleri ki bunu başarmak da zordur. Sinematografik açıdan bakıldığında da başarılı bir iş çıkarmış, merdivendeki jokerin dans sahnesi tüm insanların hafızalarına sinema sanatının doruklarına çıkarmayı başarmıştır. Film de Taxi Driver ve King of Comedy’e göndermeler bulunsa da kesinlikle birebir kopyası değildir.  Bu filmde basit ele alınan bir hikâyenin nasıl harika şekilde işlenebileceğinin yönetmenlik açısından da ender örnekleridir.

Joker’in müzikleri

Gelelim filmin orijinal bestesi olan müziğine- ki joker ile bütünleşmiştir-: Hildur Gudnadottir’un joker için bestelediği ve çello ile çaldığı o enfes parça. Hani derler ya ancak bu kadar güzel uyardı… Joker’in ilk sahnesi olan reklam kartonunu çalan ve Joker’i tekmeleyerek dövenlerin olduğu sahnede Joker yerde acı ile kıvranıp inlerken o derinliği olan müziğin çalmaya başlaması, hüznü, acıyı, “ burada ağır bir hastalık da var” seslenişi öyle dikkati çekmiştir ki, bir müzik sözsüz de olsa derinliğinde yatan yorumu size hikâyenin ne olduğunu anlatıverir ve beyninizde kodlamaya başlarsınız.

Akademi bu konuda da doğru kara alıp en iyi film müziği alanında Hildnur’u atlamamış ve Oscar ödülünü hak ettiği şekilde almıştır.  Şapka çıkarmak lazım ve ayakta alkışlanması lazım. Bir karakteri müziği ile bütünleştirmek çok zordur. Hildur bunu başarmıştır. Çünkü ben film müzikleri denilince hep Hans Zimmer’i bilirim ama Zimmer filmin hikâyesine genel beste yapar. Oysa Joker’e özel onun iç ve dış dünyasını beste ile anlatan hiç denk gelmedim. John Williams’ın hakkını da vereyim bu arada ki Schindler’in listesinde unutulmaz film müziği yapmıştır. O da geneldir ama oradaki 6 milyon insanın yaşadığı korkunç soykırımın hikâyesidir.  Kırmızı paltolu kıza özel keman geçişi unutulmaz bestedir. Böyle müzisyenler özellikle film müziğinin ne kadar etkili ve önemli olduğunun yegâne ispatıdır. Filmin diğer müzikleri doğru seçimdir. Frank Sinatra’nın “thats life” ve merdivenlerdeki dans sahnesinin müziği oldukça anlamlıdır.

Sabun köpüğü değil, sanat…

Ben inanıyorum ki Joker’i defalarca izlenip üzerinde düşünülmesi gerektiğini düşünenlerin çok olacağıdır. İşte o yüzden joker bir sanat filmidir. +18 yasağı yerindedir bunun nedeni akıl sağlığı bozukluğunun bu yaş altında olumsuz etkilerinin oluşabileceğinin düşünülmesidir.

Film dönem filmidir ve dönemin doğal atmosferini son derece başarılı bir şekilde izleyiciye aktarmıştır. Ben şiddet içeren bir iki sahnesi olmasından dolayı bazı çevrelerin tehlikeli olumsuz sonuçlar doğuracağını iddia etmesini savunanlardan değilim, zaten sağlıklı beyine sahip yetişkin insanların olumsuz etkilenmesi mümkün değildir. Zevkle sanat filmi izlediğini düşünür ve sinemanın iyi işlerinden bir tanesi olan bu filmin zirvesine çıkar.

Gelelim kostüm seçimlerine ona da diyecek tek bir olumsuz söz bulamıyorum. Karakterin duygu durumunu öyle güzel harmanlayıp hikâyenin akıcılığını yakalayan ender filmlerden bir sanat filmidir joker. Hikayesindeki insanın sevmek ve sevilme ihtiyacını, sevdiği işi yapmak isteyişini ve insanlar tarafından beğenilme takdir görme eksikliğinin, kandırıldığında en yakınındaki güvendiği insanların kandırmasının insandaki olumsuz etkilerini, çocuklarla iyi anlaştığını, onlara asla kötü davranmadığını, ama joker karakterinin asıl orijinine de sadık kalarak jokerin DC’nin ne olursa olsun acımasız bir katil ve kötü bir karakter olduğunu iyi dengelemiş ve harmanlamış bir baş yapıttır..


Arkadaşlarınla paylaş

0

Bir Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Defalarca izlenesi bir film. Toplum olarak hep güçlülerin yanında olmak gibi kolaya kaçtığımız bir davranış bozukluğu malesef yaygınlaştı. Kaleminize sağlık efendim