Sektörde Kadın Olmak


Bugün içimde kocaman bir yara olan ve aslında daha genel tabirle bir çok meslekte başımıza gelen kadın-erkek ayrımcılığından bahsedeceğim.

Yazının tamamını podcast olarak dinlemek isterseniz “Otomatik Portakal” podcast programına Spotify, Apple Podcast ve Soundcloud üzerinden ulaşabilirsiniz.

Lisede gazetecilikle başlayıp, set deneyimleri ve üzerine kendi hayatım açısından baktığımda uzunca bir süre diyebileceğim şekilde reklam ajansı deneyimim oldu. Bu yazıda hem benim, hem yakın çevremin yaşadığı olaylardan bahsedeceğim. Bahsi geçen bir çok şahıs, ünlü olarak tabir ettiğimiz ya da sektörde iyi bir pozisyonda çalışıyor olarak nitelendirdirdiğimiz kişiler…

Ne demişler; “Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır.

Hem dünyada hem ülkemizde medyada kadının kullanılması sıkça rastlanan bir durumdur. Kadın rolü, toplumsal değişim ve gelişim süreci içinde belirli değişimler geçirmekte. Ev, çocuk bakımı yanı sıra iyi bir eş olmak geçmişten günümüze toplumsal yapının içindeki gündelik yaşam pratikleri arasında yer almaktadır. Yine kadının toplumsal yapı içindeki sosyal, ekonomik ve siyasal açılardan konumu belirlenmektedir. Bu konum tabikii ataerkil sisteme uygun olarak biçimlendirilmektedir.

Uygulamaya geçildiğinde medyanın içeriğindeki kadının ikincil konumuna dikkat çekiliyor. Gerek yayınlanan haberlerin kadına bakış açısında, gerek dolaşıma sokulan haber dilinde, gerekse medyada aktif olarak görev alan kadınların statüsünde, kadının ikincil konumu asla değişmiyor.

Medyadaki kadın çalışanların içinde bulunduğu kısır döngü toplumun diğer kesimlerineki kadınlarla benzeşiyor. Bu durumu “cam tavan” kavramı net bir şekilde açıklıyor. Cam tavan; medya sektöründeki kadınların kariyer basamaklarını tırmanmasının önündeki görünmez engel. Kadın çalışanların çeşitli nedenlerle ait oldukları alanlara sıkışıp, başarılı oldukları ya da olabilecekleri bir üst kademeye yükselmelerinin önündeki güçlüğü simgeliyor.

Bu durum bir kadının bir kadına yaptıklarıyla açıklanabilirken, bir kadına bir erkeğin uyguladığı mobbingle daha fazla karşımıza çıkıyor. Konu özelinde bir çok araştırma yapılmış. Ben bugün bir tanesi üzerinden gideceğim.

2016 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti “Kadın ve Medya Toplumsal Cinsiyet Eşitlikçi Haber Kılavuzu” adında bir bildiri yayınladı. Bu bildirinin 1. bölümünde sektördeki kadınların yaşadığı bazı olaylara yer verilmiş. Bir kaç tanesini aynen aktaracağım.

Bir haber müdürü anlatıyor;

Yönettiğim bölümde çalışanlarla ilgili halledilmesi gereken bir sorun vardı. Çözülmesi gerekiyordu, doğal olarak yöneticimle görüşmeye gittim. Kapıda karşılaştık. Güzel giyinmeyi severim, o gün de üzerimde çok da kısa olmayan mini bir etek var. Gözleriyle beni baştan aşağı süzdü, eteğime baktı. Sonra kolunu omzuma attı ve gülümseyerek “O eteği sorunun halledilmesi için mi giydin.” dedi. Utançtan yüzüm kıpkırmızı oldu. “Aman efendim dedim, neler söylüyorsunuz.” dedim. Baktım sırtımı sıvazlıyor. Sorunun ne olduğunu bile söylememiştim. Ama o; sorunun her neyse çözüldü bil dedi ve gönderdi beni.

Bir gazeteci anlatıyor;

“Önemli bulduğum bir haberin aynı grubun başka bir yayınında da da değerlendirilmesini önermek üzere, bağlı bulunduğum yöneticinin kapısını çaldım. Durumu anlattım ve uygun bulup bulmadığını sordum. Kafasını kaldırdı ve “Şimdi o adam senin gibi güzel ve çekici bir kadının ricasını mı yerine getirir yoksa benim gibi yaşlı bir adamın ricasını mı?” diye sordu. “Elbette sizi dinler” dedim. Patron sizsiniz. Aldığım cevap, cinsiyetimin meslekteki başarımın nasıl da önüne geçebildiğini görmem açısından ibret vericiydi. Bana; “Hiç kafası çalışmıyor senin gibi feministlerin. Adam beni dinler ama istediğimi yapmaz. Oysa sen istersen asla geri çevirmez” dedi.

Bir yazılı basın muhabiri, televizyon programı yapmak iş konuşmak için çaldığı yöneticisinin kapısından benimle bir akşam yemeği yersen olur cevabıyla dönüyor. Yemeği yemeyince ise, “Ben seni televizyoncu yapmayı o kadar çok istedim ki ama sen istemedin!” tavrıyla karşı karşıya kalıyor.

Habere giden muhabir, yöneticisinden “kadın güzel mi güzel değilse bir haber değeri yok” cevabını alırken, bir başka hikayede magazin muhabiri sürmanşete Brad Pitt fotoğrafı koyunca, yönetici Brad Pittin fazla açık bir fotoğrafı olduğu gerekçesiyle fotoğrafı kaldırtıyor. Aynı özeni kadın olunca tabikiii göstermiyor. 

Sektörü didik didik ayırmanın bir manası yok bu noktada. Her alanda yaşananlar farklı ama ortaya çıkan manzara hep aynı.

Mesela ben, ajansta çalışırken bir proje özelinde yabancı uyruklu cast arayışı içerisindeydim. Bir adamla görüştüm. Bir kaç mail sonunda Creative Director’ume projede oynayacak olan kızları onaylattım ancak bütçe fazla geldi. Bu bütçeyi biraz daha indirirlerse “X kişiyle çalışalım” dendi. Ben de güzel güzel yazdım. O kızla çalışmak istiyoruz ama bütçemizi aşıyor, anlaşabilir miyiz diye.

Aldığım cevap ise “X kişi 250 liraya tamam ancak benimle bir yemek yersen… Oraya gelmeyi planlıyorum.” Ve o adam ajansa 2 gün sonra gerçekten geldi. Bu olaydan sonra prodüksiyonda çalışan başka bir arkadaşım mailleşmeyi sürdürdü, ajansa geldiğinde ben muhattap olmadım başka bir erkek arkadaşım muhattap oldu. Ama akıllarda hep tek bir soru kalıyor. “Erkekler kendilerinde bu özgüveni nasıl buluyor.”

Ve bu nasıl durum normalleştiriliyor? “Herkesin başına böyle olaylar geliyor Hilalcim sakin ol” deniyor. Hayır neden sakin olup, bunu bu insanlara bir hak olarak göreyim ki/görelim ki?

Bir başka hikaye Zorlu PSM’de bir proje çekiyoruz. Ünlü insanlar gelip gidiyor. Programda yarışmalar falan var. Ben de konuklarla ilgileniyorum, koordinasyonu sağlıyorum. O süreçte dans gösterisi hazırladığımız için profesyonel bir dansçı gelmişti sete. Çekimler tamamlandı gün bitti. Adam giderken böyle durdu bir anda bana baktı dudağını yaladı ve gitti. Buz kestim. Yani döver misin, söver misin insan hakikaten ne yapacağını şaşırıyor.

İnsaniyet namına gülüyorsunuz, “güldün ondan” diyorlar. Somurtuyorsunuz, höt davranıyorsunuz “yok senin de yüzün hiç gülmüyor” diyorlar. İnsanlarla arkadaş oluyorsunuz “arkadaş olmayın” diyorlar. Olmuyorsunuz “ama biz burada bir aileyiz” diyorlar. Kıyafetiniz davetkar oluyor, günaydın diyip gülümsemeniz kuyruk sallamak oluyor. Herkes ama herkes bir şey diyor.

Hayır efendim hiç bir kadın sizi hiçbir yere davet etmiyor, ya da kıyafetimiz size kapı açmıyor, gülümsememiz sizinle ilgilendiğimiz anlamına gelmiyor. Kaldı ki bu hikayelerin sonu tacize ve mobbinge gidiyor. Doğru düzgün bir teklif değil hiç biri. 

Anlattıkça aklıma geliyor..

Sette çalışırken repoda yemek yiyelim mi diyenler, iş için otelde kalıyorsanız akşam gelseneler… Bitmiyor ki. Medyayla sınırlamamın sebebi bana bu olayların hepsinin tanıdık gelmesi. Bu bir öğretmenin de başına da gelebilir, bir doktorun da ya da avukatın da her alanda kadın olarak varolmaya çalıştığınızda karşınıza erkek egemen toplumun dayatmaları çıkıyor.

Feministseniz aklınız kısa, eteğinizin boyu sorunları hallediyor, yaptığınız haberde kadın güzel olmak zorunda, ya da yöneticileriniz başarınızın önüne sizin güzelliğinizi koyuyor. Ben bunları böyle anlattığımda erkek arkadaşlarım “ama bizim de başımıza geliyor” diyor ya daha çok sinirleniyorum.

Oranlara vurduğumuzda hayır efendim sizin başınıza bizim kadar gelmiyor bu olaylar. Biz bu gerçekler içinde önce varolmaya, sonra kendimizi kanıtlamaya, başarılı olmaya çalışıyoruz.

Ya da mesela aynı yaşta iki çalışan düşünelim biri kadın biri erkek. Sırf erkeğin sakalı var diye daha profesyonel biri olarak görülebiliyor müşteri tarafından. Erkek sözüne güvenilebilen biri, kadın ise asla o işte uzman olamaz. Siz 3 senelik bir eleman olun, karşı taraf stajyer olsun fark etmez. Erkeğin söyledikleri daha fazla dikkate alınıyor. İstisnalar tabikii kaideyi bozmaz bu durumda.

Yaşınız ya da pozisyonunuzun ne olduğu bu noktada fark etmiyor maalesef.

Tanık olduğum bir başka olay yine ajansta çalışırken, müşteri ajansa geldi. Bir arkadaşım, ben ve o var. İnsani bir biçimde diyalog kuruyoruz. Arkadaşım ekipman taşıyamadığını çünkü skolyozu olduğunu söyledi. Müşterimiz “Eee sen her akşam kendi sırtına nasıl krem sürüyorsun? İhtiyacın olursa ben sırtına krem sürerim.” minvalinde bir cümle kurmuştu. Gerek yok dediğinizle kalıyorsunuz ama uzun süre bu olayı düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

Medyanın oyun tarafında çalışan bir arkadaşım anlatıyor;

Oyun, “espor ve gaming” kategorisi olarak geçiyor sektör içerisinde. Yeni bir oyun çıkıyor. İşi gereği oyunun tanıtıldığı etkinliğe gidiyor ve oyunu deniyor herkes gibi. Tam oyun oynarken yine aynı sektörde, markanın yetkililerinden biri gelip; “Sen onu oynayamazsın ama ben seninle oynarım.” demiş.

Yine bir arkadaşım anlatıyor;

Bir gün Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde çalışırken salonda adamın biri benim iş tanımım dışında olmasına rağmen ona alkol servisi yapmamı istedi zaten sarhoştu yapamayacağımı ama o işle ilgilenen arkadaşları yönlendireceğimi söyledim benimle senin ilgilenmeni istiyorum dedi üstlerime bildirdim güvenlikle çıkartıldı.

Gazeteciler Cemiyeti’nin kılavuzunda yine bir hikayede beraberlik teklifini kabul etmediği için kadına mobbing uygulayan bir yöneticiden bahsediliyor. Hikayede adamın bir ilişkisi varmış üstelik. Haber toplantılarında herkesin içinde “Bu da haber mi be!” diye azarlayarak, yeteneksiz olduğunu söylemiş.

https://www.instagram.com/p/CLZPF-PAm0W/?utm_source=ig_web_copy_link

Kadın istifa etmiş tüm bu mobbinglere dayanamayarak.

Ajanslarda prodüksiyon ağır ekipmanların taşındığı, çekimlerin yapıldığı ve post-prodüksiyon süreci ile birlikte de projenin finalize edildiği bir birim. Fiziksel olarak doğanın kanunu, bir kadın bir erkek kadar ekipman taşıyamaz. Ben okul yıllarımda “Hayır ben yaparım, ben taşırım, ben giderim” cengaverliği yaptığım için skolyoz oldum mesela. Yapamadığınız için ise, çok iyi bir gözünüz olsa da, çok iyi kurgu yapsanız da tercih edilmeyebiliyorsunuz.

Neden? Çünkü bize hem ışık setini, hem tripodla kamerayı aynı anda tek eliyle kaldırabilecek bir Shrek lazım. Kadınsınız yapamazsınız.

Bir de evlilik ve çocuk konuları var. İşe alım süreçlerinde evli değilseniz, hayatınızda biri var mı ve evlenmeyi düşünüyor musunuz? Evli iseniz, çocuk yapıp doğum iznine ayrılacak mısınız? İşvereni bu noktada ne kadar mağdur edeceksiniz? Bu soruların cevapları aranıyor. Bu yalnızca medyaya özgü bir durum değil.

3 sayfa dolu dolu CV’niz olsun, ama yeni evli biri olun akıllarda hep bir soru işareti: NE ZAMAN ÇOCUK YAPACAK?

Erkek çocuk bakmakla yükümlü olmadığı için kadın doğum iznine ayrılıyor, kariyerini bırakıyor. Erkek işe alımlarda tercih edilen altın değerindeki kişi.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahip (!)

Kılavuzda, T.C. Anayasanın 10.uncu maddesine göre “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” diyor. Medya bu bilinci aşılayacak, toplumu etkileyip snayasanın güvence altına aldığı eşitlik ilkesini yaygınlaştıracak güç ve potansiyele sahip bir mecra.

Peki mevcut haliyle medya elindeki bu gücü ne yönde kullanıyor? Gazetelerin halinden yaşanmış hikayeler üzerinden bahsettim. Televizyon çalışanları içinde üç aşağı beş yukarı aynı şeyler var. Televizyon programları desen cilt cilt roman olur anlatsan. Kadına şiddet, kuma, töre, namus erkek parası yiyen kadın figürü… Hep aynı. Çalışan ve ayakları üzerinde duran bir kadın imajı yıllardır göremedik televizyonda. Set konusunda çok kısa süre çalıştığımdan, uzun uzun anlatamıyorum ama 2 kere gitseniz bile durumun ne kadar kötü olduğunu anlamanıza yetiyor. Çalıştığım ajanslarda ben şanslıydım yönetici tarafından bu anlamda herhangi bir kötü davranışa maruz kalmadım. 

Ama kurum dışında çalıştığınız cast direktörleri olsun, oyuncular olsun, müşteriler olsun yalnızca taciz olarak değil, dinlenmemek, kaale alınmamak, bilginize güvenilmemesi gibi durumlarla sıkça karşılaşıyorsunuz.

İçini döktün. Kinini kustun. Peki ne yapacağız derseniz valla o noktada net bir şekilde benim de bunu yaparsak düzelir gibi sihirli bir cümlem ya da tavrım yok.

Varolacağız. Başarılı olacağız. Kadına yönelik bu tutum karşısında susmayacağız.

Sizin de ben de böyle bir şey yaşadım dediğiniz bir hikayeniz varsa yorumlar üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Bir önceki podcast için : https://sineg.net/2021/02/02/50-m2-1-sezon-incelemesi/

%MINIFYHTMLa990c19f0df63f5fdd54523e5cd164d18%

Arkadaşlarınla paylaş

0

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir